(818 S. K. m. 489) (3095 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01.03.2001 tarih ve 1996/187-2001/118 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı A. Bilir vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten kullanılan taşıt kredisi nedeniyle alacaklı olduğunu, diğer davalının ise C....... Ltd. Şti. ile birlikte imzaladığı genel kredi sözleşmesine kefil olduğunu ileri sürerek, Genel Kredi Sözleşmesi nedeniyle 800.000.000-liranın 4.7.1994 tarihinden itibaren sözleşmede kabul edilen ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı A. Bilir vekili, müvekkilinin diğer davalı şirketin iştigal konusuyla ilgili borçlarına kefil olduğunu, oysa olayda şirket ortaklarından birinin aldığı otomobile şirketin kefil olduğunu, müvekkilinin bu işleme kefil olma iradesinin bulunmadığını, burada kefile, kefalet söz konusu olduğunu, bu nedenle BK. nun 489. maddesi uyarınca asıl borçluyu takip etmesi, onun aczi halinde kefili takip etmesi gerektiğini, müvekkiline ihtar yapılmadığından sözleşme tarihinden faiz istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Davalı şirket, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kabulü ile 800.000.000-liranın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı A. Bilir vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillere gerektirici sebeplere ve davalı A. Bilir 4.7.1994 tarih 800.000.000-lira limitli Genel Kredi Sözleşmesinin müteselsil kefili olup, bu sözleşmenin 18/n. maddesi hükmüne göre, sözleşmesinin asıl tarafı olan C....... Ldt. Şti. nin 3. şahıslar yararına olan kefaletinden doğmuş ve doğacak borçlarına da müteselsil kefil olmuş bulunmasına nazaran, davalı A. Bilir vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece, davacı yararına dava tarihinden itibaren ticari faize de hükmedilmiş bulunmaktadır. Ticari faiz tabiri, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda Değişiklik Yapılaması Hakkındaki 4489 Sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 1.1.2000 tarihine kadar 3095 sayılı Kanunun 1/f.1. maddesi hükmüne göre belirlenecek olan yasal faiz oranını ifade eder ise de, değişikliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 1.1.2000 tarihinden itibaren 4489 sayılı kanunun değiştirilmiş olduğu 3095 sayılı Kanunun değişik 1 ve 2 maddeleri hükümleri gözetilerek ticari faiz tabirine açıklık getirilmek ve hangi halde reeskont oranı hangi halde ise avans faiz oranı olacağının hüküm fırkasında belirtilmesi gerekirken, mahkemece, infazda karışıklığa ve tereddütlere yol açacak şekilde ticari faizi ile birlikte denilmekle yetinilerek temerrüt faizine hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün mümeyyiz davalı Ali Bilir yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy