(556 S. KHK. m. 1, 3, 6, 9, 21)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.05.2001 tarih ve 2001/41-2001/28 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.02.2002 günde davacı avukatı Mehmet Gün ile davalı avukatı Funda Gündüzalp ve asil Garip Ö. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları ve davalı asil dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ABD şirketi olan müvekkilinin dünya çapında tanınmış "TOMMY" ibareli markaları Amerika'da, dünya üzerinde 120 den fazla ülkede ve Türkiye'de tescil ettirdiğini, davalının da aynı ibareli markaları, müvekkilinin tanınmışlığa ulaşmasından sonra, aynı ürünler için Türkiye'de tescil ettirdiğini ve müvekkilinin diğer tescillerine engel olduğunu ileri sürerek, davalı markalarının sicilden terkinini, haksız rekabetin tespiti, meni ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin markayı kullanım ve tescilinin daha önceki tarihli ve iyi niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucuna göre, davacı markalarının tanınmış olduğu ve davacı markasının kamu oyuna duyurulmasına rağmen, davalının davaya konu markaları tescil ettirmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, marka terkini ve haksız rekabetin meni istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.
Markaların tescilli oldukları süre içindeki kullanımları, gerek dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK, gerekse daha önceki mevzuat ile sağlanan koruma kapsamında olup, tescilli bir markanın haksız kullanımından söz edilemez. Markaların hükümsüzlüğü yolunda kararlar ile sicilden terkinleri sağlandıktan sonra korumaları kalkacak ve bu tarihten itibaren kullanımlarının haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülebilecektir. Mahkemece, açıklanan hususlar nazara alınarak davacının haksız rekabetin önlenmesine yönelik istemlerinin REDDİNE karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç:Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 250.000.000-lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine,ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy