(6762 S. K. m. 1301) (4721 S. K. m. 6) (818 S. K. m. 41, 58, 104)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.07.2001 tarih ve 2000/683-2001/607 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının maliki olduğu evin banyo su boruları kaçağı ile akan suların, müvekkiline ev paket sigorta poliçesi ile sigortalı daireye hasar verdiğini, oluşan 251.500.000-lira hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini, tahsili için başlatılan takibin, davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, arada bir kat daha bulunduğunu, sigortalı eve su sızmasının mümkün olmadığını duruşmada savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrulusunda, davalının dairesinden su sızması nedeniyle, davacı selefinin zarar gördüğü, davacının 251.500.000-lira ödeme bulunduğu, takip tarihine kadar 102.975.000-lira işlemiş faiz hesaplandığı gerekçeleriyle, itirazın iptali ile takibin toplam 354.475.000-lira üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden % 40 icra inkar tazminatının hükmedilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, işyeri paket sigorta poliçesinden kaynaklanan alacağın TTK' nun 1301. maddesi uyarınca rücun tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, binanın 3. katında oturan davalının konutundan, sigorta ettirenin zemin kattaki konutuna pis su sızıp sızmayacağı, sızması mümkün ise zararın miktar noktalarında toplanmaktadır.
Dosya üzerinde inceleme yapan (mali müşavir sıfatı bulunan) bilirkişi, davalı konutundan sızmanın zarara neden olduğu sonucuna varan ve miktar ortaya koyan ekspertiz raporuna katılmakla yetinmiştir. Davalının rapora itirazı ve keşif yapılmakla durumun tespitini istemesi üzerine, mahkemece, masrafların davalı yüklendiği keşif ara kararı verilmiş, davalı yatırmayınca ara karardan dönülmüş ve bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, MK.nun 6. madde hükmü uyarınca, ispat yükü davacı tarafta olup, uyuşmazlığın çözümünün keşfe bağlı olduğu kuşkusuzdur. Kaldı ki, davalı tarafa kesin süre dahi verilmemiştir. Mahkemece, masrafları davacı tarafa yüklenerek, kesin süre verilmek uyulduğunda tesisatın ve inşaatın yapılış tarzı mahallinde uzman bilirkişi ya da kuruluna inceletilmek, davalı kiracı ise BK'nun 41. maddesi uyarınca kusur, malik ise aynı kanun'un 58. maddesi uyarınca kusursuz sorumluğunun bulunduğu gösterilmek, zararın miktarı da tespit ettirilmek sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile ve yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Kabule göre ise, dava konusu sigorta tür olarak bir meblağ sigortası değil, gerçek zararı karşılamaya yönelik mal sigortası olup; dolayısıyla sigorta tazminatının önceden belirlenebilirlik niteliği yoktur. Alacağın tazminat niteliği itibariyle uyuşmazlığın çözümü yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla alacağın likit olmadığı gözetilmeden, icra -inkar tazminatının tahsiline hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, davacının takip tarihindeki faize faiz isteminin yerinde görüldüğü anlamına gelir tarzda, yazılı şekilde hüküm tesis edilerek, BK'nun 104/son madde hükmünün ihlali de keza doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy