(818 S. K. m. 84, 104/son)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Söke Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 19.07.2001 tarih ve 2000/424 2001/624 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının aidat borcu ve işlemiş faizi olmak üzere toplam 298.000.000.-TL borcunu ödemediğini, başlatılan takibin davalının sadece asıl alacağa itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, aidat borcu ödendiği için takibe itiraz ettiklerini, faiz borcuna itiraz etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, genel kurulca, ödenecek miktarların öncelikle faizden mahsubunun yapılacağının kararlaştırıldığını ve bu şekilde davacının uygulama yaptığını, bunun faize faiz yürütmek olduğunu, davalının ödemelerinin aidat aslına mahsubu halinde borcunun kalmadığı, sadece davalının itiraz etmediği 98.000.000.-TL faiz borcu kaldığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının aidat borcu ve bunun işlemiş faizinin toplamı üzerinden başlatılan icra takibine, davalının sadece asıl alacak miktarına yönelik yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı kooperatif genel kurulunca, geciken ödemelerin öncelikle faize mahsup edileceği yönünde karar alınmış olup, bu karar doğrultusunda hesap yaparak, tespit ettiği miktar üzerinden davacı takip başlatmıştır. Sözkonusu genel kurul kararı BK.nun 84 ncü maddesi hükmüne uygun olup, aynı Kanun'un 104/son maddesi hükmünde yer alan faize faiz yürütülmesi yasağı ile bir ilgisi de yoktur. Dolayısıyla, aksine düşünce ile davalı ödemelerini öncelikle asıl alacağa mahsup ederek hesaplama yapıp, davalının itiraz etmediği işlemiş faiz borcundan başka bir borcu olmadığı sonucuna varan bilirkişi kurulunun hükme esas 12.07.2001 havale tarihli raporundaki görüş, isabetli değildir. Takip dosyasından, takip tarihinin ne olduğu da anlaşılamamaktadır.
O halde mahkemece, başka bir bilirkişi seçilerek, sözü edilen genel kurul kararı doğrultusunda hesaplama içeren ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınmak, tespit edilecek takip tarihi itibariyle davalının hukuki durumu değerlendirilmek ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle ve eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy