(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104) (7201 S. K. m. 35) (2709 S. K. m. 36)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.4.2001 tarih ve 2000/686 - 2001/362 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirkete ait servis kutusuna davalı tarafından kamyon ile çarpılmak suretiyle hasar verildiğini, oluşan zararın tahsili için başlatılan takibin, davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, % 40 icra-inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporunda, hasar onarım giderinin 98.711.063.-TL olduğunun ve olay ile davalı arasında illiyet bağı kurulup kurulamayacağının takdirinin mahkemeye bırakıldığının belirtildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1- Dava, haksız eyleme dayalı tazminat alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali davasıdır.
Takip dosyasındaki adrese çıkartılan tebligatı borçlu-davalı bizzat almış ise de, dava dilekçesinde gösterilen farklı adrese çıkartılan tebligat, muhatabın tanınmadığı şerhiyle iade edilmiştir. Mahkemece, bunun üzerine 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35 nci maddesinde yazılı usule göre, duruşma günü ve dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiştir. Oysa bu maddedeki usulle tebligat yapılabilmesi için, öncesinde usule uygun bir tebligatın yapılmış olması gerekmektedir. Bu itibarla davalı, temyiz dilekçesinde yargılama sırasındaki tebligatları haricen de olsa almadığını bildirdiğinden, taraf teşkili yapılmadan esasa girilerek hüküm tesis edildiğinin kabulü gerekir.
1982 Anayasası'nın 36 ncı ve HUMK. nun 73 ncü maddelerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda, mahkemece, davalıya savunma olanağı verilmek, varsa delilleri ibraz ettirilerek değerlendirilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, bu yön gözetilmeden hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3-Mahkemece, takibin aynen devamına karar verilmekle, davacının takip talebindeki faize faiz istemi de kabul edilmiş olup, bu hal BK.nun 104/son maddesi hükmüne aykırı olduğu gibi, tazminat alacağının yargılamayı gerektiği, dolayısıyla likit olmadığı gözetilmeden, icra-inkar tazminatına hükmedilmiş olması da kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy