(1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Serik Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 08.12.2000 tarih ve 1998/478-2000/610 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatiften ayrılma isteğinin kabul edildiğini, ancak anasözleşmenin 11.maddesi uyarınca yapılması gereken sermaye payı iadesinin yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 50 milyon liranın faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının ortaklığının sürdüğünü savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının 300.652.300 lira sermaye payı alacağı bulunduğu, ortaklıktan ayrılmasına bir engel bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı Tarım Satış Kooperatif üyeliğinden ayrıldığını iddia eden davacının, kendisine ödenmesi gereken sermaye payının tahsili istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, dava tarihinden sonra davacının ürün teslim edip etmediği, etmiş ise bunun üyeliğin devamı sayılıp sayılmayacağı, öte yandan, Anasözleşmenin 9/a maddesi hükmünde belirtilen çıkma koşullarının oluşup oluşmadığı, özellikle bu meyanda davacının ortaklık payını üyeliği sırasında tam olarak ödeyip ödemediği noktalarında toplanmaktadır.
Mahkemece, avukat olan bilirkişiden alınan rapor hükme yeterli görülmüş olup, davalı vekilinin bu rapora esaslı ve sonuca etkili noktalarda itirazda bulunduğu halde, ek rapor alınmamıştır. Uyuşmazlık noktaları, teknik ve oldukça uzmanlık gerektiren hususlara ilişkin olup, söz konusu kooperatiflerin yapısının, uygulanmasının ve yasa ve anasözleşmede yapılan birçok mevzuat değişikliklerinin de bilinmesi gerekmektedir.
Bu durumda, mahkemece, konunun uzmanlarından oluşan bir bilirkişi kurulu oluşturularak, iddia ve savunmanın yeterince incelendiği ve Yargıtay denetimine elverişli bir rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmek gerekir iken, eksik ve yetersiz incelemeye dayalı olarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy