(818 S. K. m. 51, 145, 147)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.7.2001 tarih ve 2000/39-2001/646 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Yaver Ö. tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline Nakliyat Sigortası ile sigortalı emtianın davalıların maliki ve sürücüsü olduğu araçla taşınırken, aracın kaza yapması sonucu hasarlandığını ileri sürerek, sigortalılarına ödedikleri 2.310.450.000TL.nin 14.7.1999 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı, davalı İsmet Abi hakkındaki davadan 27.6.2000 celsede feragat etmiştir.
Davalı Yaver Ö., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davanın kısmen kabulü ile 1.227.450.000TL.nin 14.7.1999 ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle davalı Yaver Ö.'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı Yaver Ö. temyiz etmiştir.
Dava, Nakliyat Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Davalılar, taşımanın yapıldığı, aracın sürücüsü ve malikidir. Davalılar, muhtelif sebeplerle davacıya karşı Borçlar Kanununun 51. madde hükümleri gereğince eksik teselsül hükümlerine göre müteselsilen sorumlu olup, tazminatın nihai sorumlusu araç sürücüsüdür. Davacı, tam teselsülde olduğu gibi, bütün zararının tazminini müteselsil borçlulardan her ikisinden isteyeceği gibi birisinden de isteyebilir. Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması, yahutta böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lazımdır. Yine, Borçlar Kanunu'nun 147.madde hükmüne göre, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçlulardan her biri ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olacağına ve alacaklının diğerleri zararına, müteselsil borçlulardan birinin durumunu iyileştirdiği takdirde bu fiilin neticelerini şahsen tahammül edeceğine dair hükmüne havidir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklamalar ışığında, davacı vekilinin 27.6.2000 tarihli celsede davalı sürücü İsmet Abi hakkındaki davadan imzalı beyanı ile feragat etmesinin diğer davalıya sirayet edip etmeyeceği üzerinde durulmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı Yaver Ö.'ün sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Yaver Ö. 'ün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı Yaver Ö. 'ün sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy