(1086 S. K. m. 39, 40) (6762 S. K. m. 341) (1163 S. K. m. 98)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ayvalık Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.6.2001 tarih ve 1997/547-2001/195 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.2.2002 günde taraf avukatları tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildiğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kooperatifin eski yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların 28.6.1997 tarihli genel kurulda ibra edilmediklerini ve görevleri boyunca kooperatif (9,5) milyar lira zararlandırdıklarını ileri sürerek, bu meblağın anılan tarihten itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, kooperatif kayıtları üzerindeki bilirkişi inceleme sonuçlarına ve sunulan kanıtlara dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1- 1163 sayılı Kooperatifler Kanununda düzenlenmeyen hususlarda anonim şirketlerle ilgili TTK hükümlerinin uygulanacağına ilişkin 98. madde yollanması ile TTK'nun 341.maddesi uyarınca, kooperatif eski yönetim kurulu başkanı ve üyeleri ile denetçileri hakkında bu görevlerden doğan sorumluluk iddialarına dayalı dava açılabilmesi için genel kurul tarafından dava açılması konusunda karar verilmesi ve davanın da denetçiler veya denetçilerin yetkili kıldığı vekillerce açılması zorunludur.
Davalılar davadan önce 28.6.1997 tarihli genel kurulda ibra edilmeyerek görevlerine son verilmiş ve daha sonra toplanan 28.9.1997 günlü genel kurulda haklarında dava açılmasına karar verilmiş ise de, eldeki dava denetçilerce açılmadığı gibi sonradan izin, muvafakat veya vekâlet verme iradesi de alınmış ve sağlanmış değildir. Bu durumda, değinilen yöntem izlenmeden açılan bir davada, mahkemece, HUMK'nun 39.ve 40. maddeleri gereğince denetçilerin muvafakatinin alınması ve vekâletnamesinin ibrazı amacıyla davacı vekiline uygun bir önel tanınması ve açıklanan usulü eksiklik giderildikten sonra davanın görülmesi gerekirken, yönetim kurulu başkanınca yasal zorunluluğa aykırı biçimde açılan davaya bakılarak sonuçlandırılması doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu yön bakımından bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsamına göre, davacılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacılar yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının incelenmemesine, taraf avukatları duruşmaya gelmediklerinden duruşma vekillik ücretinin alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy