(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 4. Hukuk Mahkemesince verilen 28.05.2001 tarih ve 2000/131-2001/495 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.02.2002 günde davacı avukatı İ. Ç. ile davalı avukatı N. Ç. gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi H. K. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı olan davalının aidat borçlarını ödemediği gibi, aleyhine girişilen icra takibine de haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 6.900.000 lira asıl borç dışındaki gecikme faizine yönelik talebin haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia ve savunmaya, toplanan delillere, bilirkişi raporuna nazaran, davalının aidat borçlarını ödemede temerrüde düştüğü, 1991 ve 1992 yıllarına ait genel kurul toplantılarında alınan kararlar gereği gecikmelerde %10 aylık faiz uygulamasında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, (1.398.806.000) lira üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, şartları oluşmadığından %40 icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Karar, her ne kadar temyize cevap süresi içinde davacı vekili tarafından da temyiz edilmiş ise de, davacı vekilinin gerekli temyiz harcını yatırmadığı gibi, temyiz dilekçesinin temyiz defterine de kaydedilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3- Ancak, dava, kooperatif ortağının aidat borçlarının genel kurul kararları gereği faizi ile istemine ilişkin olup, mahkemenin gerekçeli kararında, şartları bulunmadığı için davacının %40 icra inkar tazminat isteminin reddine karar verildiği halde, hükme dayanarak yapılan bilirkişi raporunda, davacının asıl alacak miktarı ve faiziyle birlikte toplamı (998.750.000) lira olarak tespit edildikten sonra, bu meblağın %40 ile çarpıldığı ve hüküm altına alınan (1.398.806.000)liranın elde edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı taraf ve bilirkişilere bu hususun açıklattırılması ve artırım nedeninin belirlenmesi ve sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı olduğu gibi karar verilmesi doğru olmadığı gibi, mahkeme kararında, hükmedilen alacağa uygulanacak faizin infazda tereddüt yaratmayacak şekilde açık olarak belirtilmesi gerekir iken, B.K' nun 104.maddesine aykırı olarak faize faiz olacak şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, kararın davalı yararına bozulmasına, takdir edilen 250.000.000 lira duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 4.960.000 TL. temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 12.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy