(818 S.K. m.53,96)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.09.2000 tarih ve 1995/57 - 2000/805 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 10.04.2001 günde davacılar avukatı Melahat Erdal, Av.Şakir Şeker ile davalı avukatı Metin Dede gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Ömer Özdemir tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, birleşen davalarla, müvekkillerinin davalı bankaya repo amaçlı olarak yatırılan parasının ödenmediğini, hesaplarından bilgileri dışında dava dışı üçüncü kişilere usulsüz ödemeler yapıldığını, baskı altında boş ödeme fişi düzenlenerek hesaptaki paranın hayali borca mahsup edildiğini ileri sürerek, alacaklarının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıların müvekkili bankanın şube müdürüyle işbirliği içinde bankayı zararlandırıcı işlemler yaptıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere, dosya kapsamına göre, davacılar ile banka çalışanları hakkında açılan davada davacılar hakkında verilen beraat kararının delil yetersizliğine dayalı olduğundan mahkemeyi bağlayıcı olmadığı, banka şube müdürünün mahkum olduğu, ceza davasında alınan bilirkişi raporlarında, hayali kişi adına açılan hesaptan davacı Hüseyin'in de aralarında bulunduğu kişilere usulsüz aktarımlar yapıldığı, Hüseyin'in bankaya borçlu olduğu, davacı Sebiha dışındaki davacıların usulsüz para kullandıkları, yakın akraba olan davacıların ikametleri dışındaki banka şubesiyle yakın iş ilişkisi kurmaları ve işlemlerin öğrenilmesinden 1 yıl sonra dava açılması karşısında, banka şubesi yetkilileriyle hileli anlaşmaya girerek kendilerini alacaklı gibi gösteren belgeler elde ettikleri kanaatine varıldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, asıl dava ile birleşen 1995/62 Esas ve 1995/69 Esas sayılı davalar yönünden bilirkişi raporu alınıp, asıl davada ve yine birleşen 1995/58 Esas sayılı davadaki talepler yönünden bilirkişi raporu alınmamıştır. Davacılar Hüseyin R., Birol R. ve Raif H. hakkında açılan ceza davasında alınan bilirkişi raporuna atfen hüküm kurulmuş ise de, ceza davasında alınan bilirkişi raporu uyuşmazlığı çözecek kapsamda bulunmadığı gibi, ceza davasında kurulan hüküm de davacıları bağlayıcı nitelikte değildir.
Mahkemece, tüm davacıların talepleri yönünden uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, itirazlar da değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, noksan incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, 100.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.04.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy