(818 S. K. m. 18/1, 19) (6762 S. K. m. 21/2, 1266, 1281)
Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.06.2001 tarih ve 2000/653-2001/385 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 12.02.2002 günde davacı avukatı Yüksel Taçyıldız gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Romanya'dan satın aldığı ve davalı şirkete taşıma sigortası ile sigortalı geminin yedekte çekilirken battığını, ancak sigorta bedelinin davalıca ödenmediği gibi, başlattıkları icra takibine de haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, poliçeye ekli "Tam Ziya Klozu" uyarınca taşıyan gemi batmadığı için yedekte çekilen tazminat talebinde bulunulamayacağını ve ayrıca kendi ayıbından batma hali nedeniyle olayın teminat kapsamına girmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan deliller ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre, çekilen geminin müstakil olarak batma halinin de BK.nun 18/1. maddesinin yorumu yolu ile sigorta kapsamına girdiği ve batan çekilen gemiden kaynaklanan bir kusur olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 42.552.000.000TL. üzerinden takip tarihinden itibaren faiziyle devamına karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, emtia taşıma sigortasına konu yapılan ve asıl taşıyıcı tarafından yedekte çekilen tarak gemisi (dubası) emtiasının denizde batması nedeniyle sigortacının sorumlu olup, olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Dava dosyası içindeki bilgi ve belgelerden, davacı (sigorta ettiren) D... Gemicilik Tarama ve Liman İnş. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Romanya'dan satın alınan kendi kendine hareket kabiliyeti olmayan D/M 6460 numaralı tarak römorkör/dubasının bu ülkeden İstanbul'a taşınması sırasında oluşacak hasar veya zıyaa karşı davalı sigorta şirketine emtia nakliyat sigortası ile sigorta ettirdiği, anılan ve emtia olarak belirlenen bu mavnanın asıl taşıyıcı gemi tarafından yedekte çekilerek İstanbul'a getirilirken Karadeniz'de belirlenebilen hiçbir deniz tehlikesine maruz kalmaksızın batmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı sigorta şirketi, rizikonun gerçekleşmesi ve sigorta bedelinin kendisinden talep edilmesi karşısında, sigorta poliçesinde yer alan özel koşula dayanarak sadece emtianın batmış olmasından dolayı rizikonun teminat dışında kaldığını açıklayarak sigorta bedelini ödemekten kaçınmış ve aleyhine açılan bu davada da diğer savunmaları yanında, yukarıda açıklanan savunmasına dayanarak davanın reddini istemiş bulunmaktadır.
Gerçekten de davanın dayanağını teşkil eden Nakliyat Kati Poliçesi adını taşıyan sigorta poliçesinin incelenmesinde, yedekte çekilen D/M 6460 numaralı tarak mavnasının, gemi (tekne) olarak değil, taşınan bir emtia olarak sigorta ettirildiği ve poliçeye, genel şartları dışında Tam Ziya Klozu adı altında özel bir şart da eklendiği görülmektedir. Anılan klozda " İş bu sigorta... ve ancak nakil vasıtasının fiilen ve mutlak surette tamamının zıyaı neticesinde sigortalı malların fiilen ve tamamen ziyaı halinde münhasır olmak üzere akdedilmiştir." hükmü yer almaktadır. Sigorta poliçesinde böyle bir hükme yer verilmiş olması, TTK.nun 1266/son fıkrası ve 1281/2nci maddeleri hükümlerine göre mümkün ve geçerli bulunmaktadır. Nitekim, taraflar arasında bu hükmün geçersiz olduğuna ilişkin bir iddia veya savunmaya yer verilmemiştir.
Anılan klozun dava konusu uyuşmazlığa uygulanmasında rizikonun teminat dışında kaldığının kabulü gerekir. Zira, asıl taşıyıcı (çeken) römorkör hiçbir şekilde rizikoya maruz kalmamıştır. Yukarıda da değinildiği ve dosyadaki belgelerden anlaşıldığı üzere, taşıyıcının yedeğinde çekilen mavna yani bizatihi sigortalı emtia kendisi batmış olup, bu rizikonun oluşmasında taşıyıcı/çekici geminin hiçbir etkisi de olmamıştır.
Nitekim, mahkemece hükme dayanarak yapılan bilirkişi kurulu raporunda da, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesi BK.nun 18/1 nci maddesi hükmü dikkate alınarak yorum yolu ile rizikonun teminat içerisinde kaldığı kabul edilmiştir. Oysa, yukarıya metni alınan "Tam Ziya Klozu" BK.nun 18/1 inci maddesi uyarınca yorumu gerektirmeyecek nitelikte net ve açık bir hüküm içermektedir. Ve bu kloz özel koşul olarak T. Ticaret Kanunu'nun yukarıda değinilen maddelerine göre geçerli olduğu gibi, BK.nun 19 uncu maddesi hükmü uyarınca da geçerlidir. Kaldı ki, davacı tarafın denizcilik işleri ile iştigal ettiğinin ticari unvanından da anlaşılmasına göre, uyuşmazlık konusu taşımanın özelliğini dikkate alarak poliçeye böyle bir klozun eklenmesine başlangıçta karşı çıkması TTK.nun 21/2 nci maddesi uyarınca kendisine düşen bir görevdir.
O halde, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak, oluşan rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre davalının diğer, davacının ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı sigorta vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmekle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin ise tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, davalı vekili tebligata rağmen gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 14.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy