(6762 S. K. m. 1269)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye 5.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.3.2001 tarih ve 1999/323-2001/251 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilince haricen satılan aracın devralan işletence davalı şirkete kasko poliçesiyle sigorta ettirildiğini, aracın geçirdiği trafik kazasında uğradığı hasarın tazmin edilmediğini ileri sürerek, ( 3.427.230.000 ) liranın reeskont oranında temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta sözleşmesinde taraf olmayan davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının dayandığı harici satış belgesinin yasal geçerliliğinin bulunmadığını, istenilen tazminatın da fahiş olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davacının aracı haricen alıp,dava dışı İsmail Aslan'a adi senetle sattığı ve zilyetliğini devrettiğini, bu kişinin sigorta ettiren olarak davalıya başvurarak tazminat isteyebileceği, davacının tazminat isteyemeyeceği, ancak kısa kararda davacı lehine hüküm kurulduğu, oysa sıfat yokluğundan davanın reddi gerektiği, ancak kısa kararın değiştirilemeyeceği gerekçesiyle ( 3.427.230.000 ) liranın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmişlerdir.
1- Davacı, TTK.nun 1269.maddesinde tanımlanan biçimde, sigorta sözleşmesinin tarafı olmadığı, kendisi hesabına sigorta sözleşmesi yapılan üçüncü kişi veya kendisini temsilen menfaati sigorta ettirilen kişi durumunda da bulunmamakla, sigorta tazminatını doğrudan sigorta şirketinden talep edemeyecek olmasına göre, aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın bu yönden reddi gerekirken, yazılı olduğu gibi, karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı sigorta vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma kapsam ve içeriğine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harçların istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 20.2.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy