(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen 14.8.2001 tarih ve 2000/1586-2001/1044 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hüseyin Ulus tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili kooperatif üyesi olan davalının, tahsis edilen konutunda oturduğunu ve henüz kendisine konut teslim edilemeyen üyelerle eşitlik sağlanması için yönetim kurulunca belirlenen kira bedelini ödemediği gibi açılan takibe de haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, genel kurul kararı uyarınca bilirkişi tarafından kira bedeli tespiti yapılmadan istemde bulunulamayacağını savunarak davanın reddini ve karşı yandan kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, genel kurul tarafından yönetim kuruluna yetki verilmediği ve kira bedeli isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine ve asıl alacağın %40'ı oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, kooperatif genel kurulunun, konutları teslim edilen üyeleri, henüz konutları teslim edilmeyen üyelerle eşitlemek amaçlı olarak, konutları diğerlerinden daha önce verilenlerden bu nedenle ve kira bedeli adı altında para alınmasına dair kararı sonrasında yönetim kurulunca alınan karar doğrultusunda başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, yönetim kurulunun bu konuda yetkisiz olduğu gerekçesine dayanılarak hüküm kurulmuştur.
Davacı kooperatifin 11.7.1999 tarihli genel kurulunda, kura çekip oturanlardan alınacak kiranın bilirkişi aracılığıyla tespitine ve 4-5 taksitte alınmasına karar verildiği açıktır. Burada sözü edilen kira ifadesi, kooperatifin üyesine konut kiralaması anlamında değil, konutlarında oturan ve bu suretle onun getirisinden yararlanan üyelerle, henüz konut alamayan üyeler arasında eşitliği sağlamaya yönelik bedel olarak kullanılmaktadır. Genel kurulun bu kararıyla, konutları teslim edilenlerden aidattan ayrı bir miktar para alınması, bu paranın belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılması ve tespit edilen paranın taksitlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bu işlemlerin, genel kurulda alınan kararların yerine getirilmesinde görevli kooperatif yetkili organı olan yönetim kurulunca yapılması gerekmektedir. Bu nedenle, yönetim kurulunun 5.8.1999 tarihli, kira bedelinin 15.000.000. TL olarak tespiti kararı dayanaksız değildir. Genel kurulca verilen kira tespiti kararının uygulanması sonucu alınmıştır. Bu nedenle mahkemenin davacı isteminin hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi isabetli değildir. Mahkemece sözü edilen yönetim kurulu kararının niteliği de göz önünde tutulmak suretiyle değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2) Kabul şekline göre de, icra takibi genel kurul kararına istinaden yönetim kurulu kararına dayandığından, kooperatifin alacaklı olmadığını bilerek takibe geçtiği yani kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden, borçlu yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamış ve kararın bu nedenle dahi davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy