(1163 S. K. m. 16)
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 14.09.2000 tarih ve 2000/43 - 2000/213 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada, müvekkilinin dava dışı Nazmi`nin haklarını devralarak davalı kooperatife ortak olduğunu, devirden önceki borçtan sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, birleşen davada da aynı borçtan dolayı 02.08.1996 tarihli yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiğini ileri sürerek kararın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, usulüne uygun ihtarlara rağmen davacının borcunu ödemediğini savunarak her iki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın reddine dair verilen karar, Dairemiz`in 29.09.1997 tarih ve 5611-6305 sayılı ilamı ile birleşen dava ile ilgili olarak da karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuş, bozma sonrasında her iki davanın reddine dair verilen kararın temyizi üzerine, Dairemiz'in 07.06.1999 tarih ve 2662-4964 sayılı ilamı ile asıl davaya ilişkin hüküm onanmış, yasa uyarınca iki uyarı yapılmadan ihraç kararı verildiğinden davanın kabulü gerektiği belirtilerek birleşen davada verilen hüküm bozulmuş, ancak Dairemiz'in 18.11.1999 tarih ve 7418-9298 sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteği kabul edilerek, birleşen davada verilen hükmün iki uyarının ve davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyulmuş ve 21.06.1996 tarihli yönetim kurulu ihraç kararı üzerine 30.06.1996 tarihli genel kurulda ihraç kararının görüşülmesi sonrasında 31.07.1996 tarihine kadar davacıya verilen süre içerisinde davacının yine ödeme yapmadığı, bu defa 02.08.1996 tarihinde yönetim kurulunun dava konusu ihraç kararını aldığı,sonraki ihraç kararının yeni bir karar olduğu ve önceki ihraç kararının kaldırıldığı anlamına geldiği, zira aynı borçtan dolayı peş peşe iki defa ihraç kararı alınmasının kabul edilemeyeceği, yeni kararın da ihtarlara dayanmadığı ve zaten 31.07.1996 tarihinden itibaren iki ihtar tebliğinin de aradaki süre bakımından mümkün de olmadığı, asıl davanın reddine ilişkin kararın daha önce onandığı gerekçeleri ile asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili birleşen davada verilen hükmü temyiz etmiştir.
Yönetim kurulunun 02.08.1996 tarihli kararı, "daha önce (21.06.1996 tarihinde) ihracına karar verilmiş ve 30.06.1996 tarihli genel kurulca 31.07.1996 tarihine kadar verilen süre içinde de borcunu ödemediği için (davacının) ihracına" biçiminde kaleme alınmış olup, başka bir borca ilişkin olarak alınmış yeni bir karar olmayıp, önceki ihraç kararının tekrarı ve kuvvetlendirilmesi niteliğinde görülmesi mümkün, konusu aynı ve sadece tarihi farklı bir ihraç kararıdır. Yeni bir ihraç kararı olmadığına göre, bu kararın yeni bir ihraç prosedürüne (iki ihtara) dayanması gerektiği de artık söylenemeyecektir. Dolayısıyla, 31.07.1996 tarihinden sonra iki ihtar keşide edilmesi gerektiği ve 02.08.1996 tarihine kadar iki ihtar tebliğinin mümkün de olmadığı şeklindeki gerekçede isabet bulunmamaktadır.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre de, Genel kurulca verilen süre bir "atifet mehli" olup, borcun verilen sürede ödenmemesi halinde önceki tarihli yönetim kurulu kararının geçerliliğini koruduğu kabul edilmelidir ve sonradan tekrar yeni tarihli bir yönetim kurulu kararının alınması, bu olguyu değiştiremez. Zira, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu`nun 16/3 ncü maddesine göre, yönetim kurlunun ihraç kararına karşı genel kurula itiraz edilmiş ise artık yönetim kurulunun ihraç kararına karşı iptal davası açılamaz. Ancak, genel kurulun kararına karşı ve tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde dava açılmalıdır. Zira, aynı yasanın aynı maddesinde, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. (Dairemiz'in 25.05.2000 gün ve 3652-4678, 28.09.2000 gün ve 6197-7241 sayılı ilamları bu yöndedir.)
Bozma ilamında, dosyada mevcut iki uyarının yasaya uygun bulunup, bulunmadığının ve davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği belirtildiği ve bozmaya da uyulduğu halde mahkemece, bozma dışına çıkılmış, ihtarlar tartışılmadan ve davanın süresinde açılıp açılmadığına bakılmadan, yazılı gerekçelerle birleşen dava kabul edilmiştir.
Asıl dava olan menfi tespit davasının reddi kararının daha önce onanması suretiyle borç miktarı kesinleştiğine ve kesinleşen bu borcun ödenmesi isteğine ilişkin dosyada mevcut 11.12.1995 ve 23.01.1996 tarihli ihtarlar bütün yönleri ile yasa ve ana sözleşmeye de uygun olduğuna, bu durumda bu ihtarları konu alan 21.06.1996 tarihli yönetim kurulunun ihraç kararı ile 30.06.1996 tarihli genel kurul ihraç kararının, yasaya uygun olduğunun kabulünün gerekmesine, birleşen dava genel kurul tarihinden itibaren üç ay içinde 11.08.1996 tarihinde süresinde de açıldığına, en önemlisi bozma ilamına da uyulduğuna göre, birleşen davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulü, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada verilen hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy