(1163 S. K. m. 27) (7201 S. K. m. 25)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.6.2001 tarih ve 1998/154-2001/356 sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ….. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife tüm parasal edimlerini yerine getirmesine rağmen yönetimce kendisinin üyelikten çıkarıldığının söylendiğini, kendisine ulaştırılmış bir çıkarma kararı olmadığını savunarak, çıkarma kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının emsal ortaklar düzeyinde ödemesi olmadığı, gönderilen ihtarlara rağmen ödeme yapılmadığından 24.10.1997 de tebliğ edilen karar ile kooperatifin çıkarıldığı, çıkarma kararının tebliğinden itibaren 3 aylık sürede dava açılmadığı gibi, esas açısından da ihraç kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacının ihracına dayanak yapılan ihtarlar doğrudan davacının yurt dışındaki adresine taahhütlü mektup ile yollanmış ve ihraç kararı da aynı yöntemle tebliğ edilmeye çalışılmıştır.
Her ne kadar Kooperatifler Kanunu’nun 27.maddesinde ihtarların elden ya da taahhütlü mektup ile ortağa ulaştırılması öngörülmüş ise de, anılan düzenleme yurt içinde ikamet eden ortaklara yönelik bir düzenleme olup, yurt dışında oturan Türk vatandaşlarına yapılacak tebligatlar Tebligat Kanunu’nun 25 ve Tüzüğün 36 ve devam eden maddelerinde belirlenen yöntem ile yapılması gerekmektedir. Davacıya anılan yasada öngörülen şekilde ihtarlar ve ihraç kararı tebliğ edilmediğine göre, ihraç kararı yasa ve ana sözleşmeye aykırıdır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)