(556 S. KHK. m. 9, 42, 61) (6762 S. K. m. 54, 57/5)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.09.2001 tarih ve 2001/723-165 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı (karşı davacı) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına tescilli olan "DİAFORM" ve "DİASTİCK" markalarının davalı tarafından kullanıldığını ileri sürerek, haksız rekabetin men'ine, davalının ticaret ünvanında kullandığı DİAFORM adının sicilden silinmesine toplam 3.000.000.000 TL. maddi-manevi tazminatın faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı (karşı davacı) vekili, asıl davanın reddini istemiş; karşı dava ile de, davalı (karşı davacı) adına tescilli ticari ünvanına karşı yapılan tecavüzün haksız olduğunun tespitine, karşı davalı adına olan markanın iptaline, toplam 2.000.000.000 TL. maddi-manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dosyanın Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen görevsizlik kararı ile gönderildiği, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görev alanının 5846 sayılı Yasa, 551,554,555 ve 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile sınırlı olup, TTK.nun 54, 57/5. ve devam eden maddelerinden kaynaklanan bu ihtilafı çözmede görevli olmadığı gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, hüküm kesinleştiğinde dosyanın görevli Kadıköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE karar verilmiştir.
Karar, davalı (karşı davacı) vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalıya ait ticaret ünvanının davacı adına tescilli markalara tecavüz teşkil ettiğini; karşı davacı vekili ise, davacıya ait markaların müvekkiline ait ticaret ünvanına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürmektedir. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesi marka tescilinden doğan hakların kapsamını, 42.maddesi markanın hükümsüzlük halini, 61.maddesi ise marka hakkına tecavüz sayılan fiilleri düzenlemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları dikkate alındığında, dava konusu uyuşmazlığa, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin de uygulanması gerekmektedir. Mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanmasını gerektiren uyuşmazlıklar, 26.03.2001 tarihli Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun 335 sayılı kararı ile kurulan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin görevine girmektedir. Mahkemece, işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı(karşı davacı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı (karşı davacı) yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy