(1163 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 10.05.2002 tarih ve 2001/1115-2002/383 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 16.03.1999 tarihinde, ortaklıktan çıkma halinde birikmiş paralarını en az bir yıl almayacağını taahhüdünü içeren üyeliğe giriş beyannamesini imzalayarak davalı kooperatif ortağı olan müvekkilinin 16.05.2000 tarihinde ortaklıktan çıktığını, toplam ( 3.220.000.000 ) TL. olan ödemelerinin müvekkiline iade edilmediğini, bu hususta girişilen icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının toplam ( 2.870.000.000 ) TL. alacağı bulunduğunu ancak alacağın muaccel olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya geri ödenecek miktarın ( 2.870.000.000 ) TL. olduğu, davalının 22.05.2001 tarihinden itibaren temerrüde düştüğü, geri ödeme güçlüğü içinde bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın iptaline anılan meblağdaki alacak aslında takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, itirazın konusunun yargılamayı gerektirir nitelikte olması nedeniyle davalı aleyhine inkar tazminatı taktirine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, davalı kooperatiften ayrılmış ve kooperatife yatırdığı paraların iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek icra takibine girişmiş bulunmaktadır. Kooperatif ortaklarının ödeyecekleri meblağlar genel kurullarda belirlendiğine göre, davalı kooperatif, borcun miktarını bilmek durumunda olup alacak likittir. Kaldı ki, somut olayda davalı kooperatif dahi davacıya olan borç miktarını bildirmiş, sadece alacağın muaccel hale gelmediğini savunmuştur. Bu durum karşısında, takip konusu yapılan alacak hesap edilebilir nitelikte olmasına göre, likit sayılması gerekmekle, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken mahkemece, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy