(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Burdur Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 06.11.2001 tarih ve 2001/200/480 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı kooperatifin yüksek aidat ve gecikme faizi belirleyerek müvekkili üyesinden talep ettiği borçlarının ödenmemesi üzerine yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiğini, 28.04.2001 tarihli Genel Kurulda da bu kararın onaylandığını ileri sürerek, genel kurul kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kararın hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, yasa ve anasözleşmeye uygun olarak ihraç kararı alındığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davalı kooperatif üyeliğinden ihraca ilişkin genel kurul kararının iptali istemine yöneliktir. Genel kurul kararı ile yönetim kurulunun ihraç kararı onaylanmış ise de, yönetimin uyguladığı ihraç prosedürünün yasaya ve anasözleşmeye uygun olması gerektiği açıktır. Tebliğ edilen ihtarnamelerde, anasözleşmenin 14/2. madde hükmüne dayanılarak ödeme talep edilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bu maddenin, parasal yükümlülüklerinin 30 gün geciktirilmesi üzerine ihtar keşidelerine başlanılması gerektiğine ilişkin olduğu açıklanmıştır. İlk ihtarnamede, 1.8.2000 tarihi itibariyle hesaplanan borç miktarının ödenmesi istenilmiş olup, 30 günlük ödeme süresinin geçmesi beklenilmeden 3.8.2000 tarihinde keşide edilmiştir. Ne var ki, mahkemece, anasözleşme celbedilmemiştir. Anasözleşmenin celbedilerek, incelenmesi sonucunda sözü edilen şekilde bir hükme rastlanılması halinde, davacının anasözleşmeye uygun olarak temerrüde düşürülmediği sonucuna varılması, diğer anlatımla davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Öte yandan, davacı ihtarnamelerdeki aidat miktarlarının ve faiz oranlarının fahiş olduğunu ve gerçeği yansıtmadığını iddia ederek bu davayı açmış olup, bilirkişi sadece karar defteri ile üye kayıt defterlerini inceleyerek sonucu vermiştir. Bu defterlerde yazılı miktarların hangi genel kurul kararlarına dayandığı üzerinde durulmamış, aidat miktarlarının ve faiz oranlarının kararlaştırıldığı genel kurul kararları mahkemece de celbedilmemiş, bilirkişiye inceletilmemiştir. Davacı, henüz bilirkişi seçimi yapılmadan önce bilirkişinin raporuna yaptığı itiraza ilişkin dilekçede de, bilirkişinin davalı kooperatifin muhasebecisi olduğunu ve aralarında husumet bulunduğunu bildirmiştir. Bu itirazın haklı olup olmadığı üzerinde mahkemece bir değerlendirme yapılmadan, rapor hükme esas alınmıştır.
Bu durum karşısında, anasözleşmede belirtilen şekilde bir hükme rastlanmaması halinde, gerçek borç miktarı davacının raporu itirazı da dikkate alınarak, gerektiğinde il dışından bir uzman bilirkişi aracılığı ile tesbit edilmek, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi, doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy