(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 321, 503, 504, 505, 506, 507, 508, 509, 510, 511, 512, 513, 514, 515, 516, 517, 518, 519, 520, 521, 522, 523, 524, 525, 526, 527, 528, 529, 530, 531, 532, 533, 534, 535, 536, 537, 538, 539, 540, 541, 542, 543, 544, 545, 546, 547, 548, 549, 550, 551, 552, 553, 554, 555, 556) (818 S. K. m. 100)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 30.5.2002 tarih ve 2001/64-2002/271 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. O. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı limited şirketten olan alacağı için icra takibi yaptığını, ancak imzası inkar edilmeyen borç belgesine rağmen davalının borcu olmadığı yönünde itirazda bulunduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, takip konusu paranın pay devir bedeli olarak ödendiğini, ancak parayı alan H. S.'nin TTK'nun 503-556 maddeleri gereğince şirket adına pay devri yetkisi bulunmadığını, yazılı belgede kimin payının devredildiğinin belirtilmediğini, paranın şirket kayıtlarına girmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, taraflar arasında yasada öngörülen biçimde pay devri yapılmadığı, 30.12.1999 tarihli belgenin geçersiz olduğu, belgede hangi şirketteki hangi ortağın payının devredileceği konusunda açıklık bulunmadığı, bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle red kararı verilmiştir.
Davacı vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
Limited şirketlerde pay devrinin ve sermaye artırımı için yasada öngörülen koşulların olayda gerçekleşmediği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, gerçekleşmeyen sermaye artırımı ve geçersiz pay devri sebebiyle kime ne verildiği ve bunun kimler tarafından iade edilmesi şeklinde belirginleşen çekişmeden toplanmaktadır.
Davacının dayandığı belge şirket pay devrine ilişkin olup, altındaki imza H. S.'ye, kaşe de davalı Paylaşım Sağlık Hizmetleri Tic. Ltd. şirketine aittir. H. S. ise, ibraz edilen imza sirkülerine göre, şirketi 24.2.1999 gün ve 10 nolu ortaklar kurulu kararı ile tek başına hudutsuz olarak temsile yetkili olduğu anlaşılmaktadır. Temsilci 30.12.1999 tarihli hisse devrine ait belgedeki imzasını inkar etmemektedir. Belgedeki diğer kaşede ismi yer alan Paylaşım Sağlık Hizmetleri A.Ş. adında bir şirketin kurulmadığı tartışmasızdır. Senet metninin yazıldığı kağıt başlığında yer alan İmece Tıp Merkezi'nin, Ticaret Sicili'nde Hacı Bektaş Veli-İmece Tıp Merkezi Ticaret İşletmesi olarak kurulduğu, kuruluş şekli itibariyle sermayesi paylara bölünen bir şirket olmadığından pay devrinin de mümkün olmadığı kuşkusuz olup, bu husus mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişilerce de saptanmış olması karşısında 30.12.1999 tarihli belgedeki pay devrinin davalı şirket adına ve temsilen yapıldığının kabulü gerekir. Öte yandan, davalı şirketin ticaret sicilinde adlar yazılı ortaklarının % 99 palı sahiplerinin katıldıkları 25.3.2000 günlü toplantılarında sermaye artırımı üzerine artan sermayeye itibar edilerek, davacı tarafından ödenen paraya karşılık oğlu K. D.'a pay verildiği ve anılan paranın şirket kasasına girdiğinin ve bu hususun 23.8.2000 tarihli ve temsile yetkili ortakla birlikte diğer imzalara teyit edilmesi karşısında, pay devir taahhüdünün davalı şirket adına ve onu temsilen yapıldığının ve davacıya paydaşlık dahil hiçbir hukuki yarar sağlamayan tasarruflarla yanıltıldığının, bütün bu işlemlerin davacıya karşı bir haksız eylem olduğunun kabulü zorunludur.
TTK'nun 542 ve bu maddenin yollanması ile TTK'nun 321/4 maddesine göre, temsile selahiyetli olanlar tarafından yapılan muamelelerin esas mukaveleye aykırı olması, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahısların o muameleden dolayı şirkete müracaatına mani olmaz. Temsil ve idareye selahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden şirket de mesul olur.
25.3.2000 tarihli toplantı, şirket pay devri veya sermaye artırımı konularında şirketi bağlayıcı ve hukuki sonuçlar doğurmuş, bir toplantı değildir. Ancak, davalı şirketin tüm ortaklarının bu toplantıyı düzenleyip, katılmak ve hatta davacıyı başkan yaparak lehine kararlar alınıyor intibaını yaratmakta zararlandırıcı eyleme elbirliği ile katıldığının kabulünü gerektirecek nitelikte bir haksız eylem olarak benimsenip, yukarıdan beri açıklanan nedenlerle dava dışı şirket yetkili temsilcisinin davalı Paylaşım Sağlık Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi ile birlikte BK'nun 100 ve TTK'nun 542, 321/4-5 maddesi uyarınca sorumlu olmaları nedeniyle davanın kabul edilmesine karar verilmek gerekirken, reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmek gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy