(818 S. K. m. 20, 21) (4389 S. K. m. 14)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.07.2002 tarih ve 2001/413 - 2002/623 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ayşe Altun tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin mevduat hesabında bulunan, tüm paranın E.... İzmir Şubesine EFT yapılmasına ilişkin 23.02.2001 günlü talimat sonrasında davalının (İzmir Şubesi) 8.519.169.982 Tl. eksik gönderdiğini, 03.04.2001 tarihli ihtarnameye rağmen yine ödemekten imtina ettiğini ileri sürerek, 8.519.169.982 TL.nin 26.02.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 19.02.2001 tarihinde başlayan ekonomik kriz dolayısıyla davalı bankanın ödeme güçlüğüne girerek müzayakaya düştüğünü 28.02.2001 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu' na devrolduğunu davanın, krizli dönemde mudilerin yüksek faiz baskısı sonucu mecburen tahakkuk ettirilen fahiş faiz miktarına ilişkin olduğunu, müzayaka halinde iken tahakkuk ettirilen aşırı faiz miktarının BK.nun 20 ve 21. maddeleri uyarınca batıl olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre davanın kabulüyle, 8.519.169.982 TL.nin 03.04.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; 19.02 - 28.02.2001 tarihleri arasında işletilen ve İMKB faiz ortalamasının üstünde olduğu için ödenmeyen mevduat hesabındaki faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması gereken edimler arası dengesizliğin, hesabın açıldığı anda değil gelişen ekonomik olaylar nedeniyle sonradan doğması, müzayaka hali kabul edilse dahi sübjektif unsurunun bulunmaması, tahakkuk ettirilen faizden indirim yapılmasının açıkça sözleşmeyi sona erdirme iradesi olarak kabulünün mümkün olmaması nedeniyle; gabin ve ahlaka aykırılık sebebine, faizin hesaba aktarılarak ifa edilmesi nedeniyle; sözleşmenin uyarlanması sebebine dayanan davalı savunmasının yerinde görülmediği gerekçe gösterilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Mahkemenin itibar ettiği bilirkişi raporu, banka kayıtları incelenmeden dosya üzerinden hazırlanmış olup piyasanın ve bankanın ekonomik durumu, o sırada uygulanan faiz oranları gibi hiçbir maddi olguyu yansıtmamaktadır.
Bunun için; davacı bankanın şube sayısı, aktif pasif durumu, ağırlıklı işlem hacmi, uygulanan faiz oranları, T.M.S.F'nun el koyduğu, bankaların dışında kalanları tarafından uygulanan faiz oranları araştırılıp tespit edildikten sonra, dosyanın, içlerinde bankacılık ve ekonomi uzmanlarının bulunduğu bir bilirkişi kuruluna verilerek, ülkenin ve davalı bankanın içinde bulunduğu ekonomik durum göz önünde bulundurulmak, aynı ve diğer bankalardaki hesap sahipleriyle davacının koşulları karşılaştırılarak, davalı bankanın müzayaka altında olup olmadığı, tahakkuk ettirilen faizlerle diğer bankalarınki arasında bir nisbetsizlik varsa bunun oranı, repo yada mevduat hesabı tercihinin sebebi belirtilmek, davalı bankanın ödememe sebebi olarak kamu düzeni, ahlaka aykırılık ve gabin gibi nedenleri ileri sürdüğü de nazara alınarak düzenlenecek rapora göre değerlendirme yapılmak gerekirken yetersiz rapora dayanılarak hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, tarihinde 25.04.2003 oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy