(818 S. K. m. 126) (5846 S. K. m. 4, 70)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Adana Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 09.07.2002 tarih ve 2002/188-2002/523 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalının halen maliki bulunduğu kültür varlığı niteliğindeki yapının rölöve projesini önceki dava dışı malikin isteği üzerine hazırladığını, bu projenin eser niteliğinin bulunduğu, davalının bu projeyi restorasyon çalışmalarında müvekkilinden izinsiz kullandığını ileri sürerek, rölöve proje beledi olan 4.500.000.000. lira ile müvekkilinin 8.000.000.000. lira manevi tazminatın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, binanın satın alınmasıyla birlikte projenin de bina ile birlikte müvekkiline geçtiğini, projenin fikri eser sayılamayacağını, müvekkilinin eser sözleşmesinin taraflarından olmadığını, bu sözleşmenin BK.nun 126/son maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, miktarların yüksek istendiğini savunarak, davanın zamanaşımı husumet ve esas yönlerinden reddi istenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar doğrultusunda davanın fikri ve sanat eseri niteliğindeki projenin sahibi davacının açtığı maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacının projeyi 1992 yılında hazırladığı, istisna sözleşmesinden doğan bu davanın BK.nun 126/son maddesi uyarınca 5 yılık zamanaşımına uğradığı gerekçeleriyle, davanın bu nedenle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 5846 sayılı FSEK'nden kaynaklanan mali ve manevi haklara ilişkin tazminat isteminden ibarettir.
Dava konusu projenin eser sahibi davacının izni olmaksızın taşınmazın sonraki maliki davalı tarafından kullanılmak suretiyle mali ve manevi hakların ihlal edildiği iddia edilmiştir. Projenin hazırlanmasına ilişkin istisna sözleşmesi, davacı ile taşınmazın dava dışı önceki maliki arasında yapılmış olup, bu sözleşmenin tarafı olmayan sonraki malik davalı aleyhine açılan bu dava, bu sözleşmeden kaynaklanmamaktadır. Bu itibarla, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin istisna sözleşmesine dayandığından bahisle, davanın BK.nun 126. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın reddi doğru olmamıştır. Kaldı ki, davalı taraf dahi savunmasında, müvekkilinin bu sözleşmenin tarafı bulunmadığını ifade etmiştir.
Bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu proje, 5846 sayılı FSEK'in 4 ncü maddesinde geçen mimarlık eseri kabul edilmiş, mahkemece de davanın konusunun fikir ve sanat eseri niteliğindeki projeden kaynaklandığı gerekçede vurgulanmış olup, davalı taraf aksi yöndeki savunmasına rağmen hükmü gerekçe yönünden temyiz de etmemiştir.
Bu durumda, davalı tarafın zamanaşımına ilişkin def'isi ve gerektiğinde tazminat miktarına ilişkin esasa yönelik savunmaları, 5846 sayılı FSEK. hükümleri çerçevesinde ele alınmak, sonucuna göre karar verilmek gerekirken, hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy