(1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 30.04.2002 tarih ve 2001/270-2002/178 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.02.2003 günde davacı avukatı Gülay Karan ile davalı avukatı Semih Soylu gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkiline ait özgün tasarımları taklit ederek minyatür eserler üretip pazarlandığını ileri sürerek, FSEK'te düzenlenen haklara tecavüzün tespitini ve önlenmesini maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, haksız rekabetin tespit ve önlenmesine, maddi tazminat isteminin tamamen, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davanın açıldığı İstanbul Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nin 16.02.2001 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gelmemiştir.
Oysa, dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun suretle kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip, kapatılarak dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, davaya bakılarak, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Bozma nedenine göre, diğer temyiz itirazların şimdilik incelenmemesine karar verilmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre davacı tarafın sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 inci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy