(1163 S. K. m. 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 21.03.2002 tarih ve 2000/400-2002/88 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı kooperatif ortağı bulunan müvekkilinin 4.9.1999 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, toplam (1.944.410.000) TL. ödemenin müvekkiline iade edilmediğini ileri sürerek, anılan meblağın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, talebin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının 4.9.1999 tarihinde çıkma iradesini davalı kooperatife ilettiği, yönetim kurulunun makul sürede bir karar alması gerekirken MK.nun 2. maddesine aykırı olarak, 7 ay gibi uzun bir süre sonra ve iade edilecek ödeme miktarını doğrudan etkileyecek şekilde karar alındığından, ortaklıktan çıkma tarihi olarak davacının istifa tarihinin esas alındığı, 29.06.2000 tarihli genel kurulda alınan ödeme şekline ilişkin karara, davalı kooperatifçe uygun davranılmadığı, alacağın 30.07.2000 tarihinde muaccel olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (1.190.149.636) TL.nın 30.07.2000 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı kooperatif ortaklığından ayrılan davacı ortağın açtığı aidat bedellerinin iadesi istemine ilişkindir. Davalı kooperatif ana sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca, yönetim kuruluna yazılı olarak başvurmak suretiyle kooperatif ortaklığından çıkılabilir. Yönetim kurulu, yazılı başvurunun kooperatif kayıtlarına girişinden itibaren bir ay içinde kabulden kaçınırsa, ortak, çıkma dileğini bu kez noter aracılığı ile kooperatife bildirir. Bu bildirim tarihinden itibaren çıkma gerçekleşir. O halde, Kooperatifler Kanunu'nun 13. maddesine paralel şekilde bu düzenleme uyarınca ortak, makul bir süre bekleyecek, yönetim kurulunun karar almaması üzerine, istifasının kabulünden kaçınıldığı sonucuna vararak 13. maddede öngörülen bildirimi yapacaktır. Eğer bu makul süre içinde bildirimi yapmamış ise, istifasından sarfınazar etmiş sayılacaktır. Dairemizin emsal uygulamaları da bu yöndedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 06.02.1978, 1978/311 Esas, 332 Karar) Somut olayda 4.9.1999 tarihli istifa dilekçesi yönetim kurulunca kabul edilmeyen ortak, 13. maddede öngörülen bu bildirimi yapmamıştır. Bu durumda ancak istifanın kabul edildiği 17.04.2000 tarihli yönetim kurulu kararıyla ortaklıktan çıkmış sayılacaktır. Anasözleşmenin 15. maddesi uyarınca, 2000 yılı bilançosunun kabul edilerek kesinleştirildiği 21.01.2001 tarihinden ancak bir ay sonra davacının aidat alacağı muaccel hale geleceğinden, mahkemece, muaccel olmayan bir alacak için dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy