(6762 S. K. m. 20/2) (3167 S. K. m. 1/2, 2)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 15.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 25.06.2002 tarih ve 2000/299 - 2002/429 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu 210.000.000 lira bedelli çek'in, davalı muhatap bankaya ibrazı sonucu karşılıksız çıktığını, keşidecinin hesaptaki adreslerine, gönderilen tebligatların sonuçsuz kaldığını, keşidece Hasan Erdoğan Ösker hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan açılan ceza davasında alınan imza örnekleri ile çek'teki imzanın aynı olmadığının anlaşılması sonucu beraat kararı verildiğini, bu durumda davalının gerekli dikkat ve özeni göstermediğini, hesabı açan kişiden kimlik istemesi halinde gerçeğin ortaya çıkması mümkün iken bunu yapmadığını, davalının çek'in tahsil edilememesinden doğan müvekkili zararından, 3167 sayılı Kanun'un 2 nci ve TTK.nun 20 nci madde hükümleri karşısında sorumlu olduğunu ileri sürerek, toplam 612.000.000.- lira'nın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, merkez bankası kayıtlarından gerekli araştırma yapılarak ve ibraz edilen belgelerin gerçek olduğuna inanılarak çek hesabı açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar doğrultusunda, mahalle muhtarınca düzenlenmiş fotoğraflı ikametgah belgesi ve nüfus cüzdanı örneği ile noterce düzenlenmiş imza beyannamesinin ibrazı üzerine, merkez bankası kayıtlarından çek yasaklısı olmadığını ve protestolu senedinin bulunmadığını tespit eden davalının çek hesabı açmasında bir kusurunun bulunmadığı, davalının görünüşteki gerçek ve geçerli belgelere güvenerek işlem yaptığı, davalının yanıltıldığı, o belgeleri düzenleyenlere sorumluluk düştüğü aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmediği gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Bir banka, yada özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti vs. konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, 3167 sayılı Kanunu'nun 1/2, 2. ve TTK.nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Bu sebeple, hamil dahi olayda en azından müterafik kusurlu kabul edilmeli, tarafların buna göre belirlenecek kusur oranları çerçevesinde davanın esası hakkında bir karar verilmelidir. Dairemiz`in yerleşik uygulaması bu yöndedir.
Somut olayda, mahkemece, dava dışı bankalardan çek hesabı açılırken ne gibi hususlara dikkat edileceği sorulmuş olup, bu bankalardan Vakıflar Bankası Adliye Şubesi`nce verilen cevabi yazıda, başvuruda bulunan kişiden belge asıllarının istenerek incelenmesi, bildirilen adresin mahallinden araştırılması sonucu olumlu neticelere varılması durumunda çek hesabı açılması gerektiği bildirilmiştir. Davalının, hesap açarken nüfus cüzdanı aslını istemediği ve adres araştırması yapmadığı dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece bu yazının dahi açıkça hükme dayanak yapıldığı gerekçede açıklanmış ise de, bilirkişi raporunun aksine, davalı yazılı gerekçelerle tamamen kusursuz bulunmuş olup, cevabi yazının içeriği göz ardı edilmiştir.
O halde dava, aynı Kanun'un 1. ve 2. maddeleri hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ele alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy