(556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.07.2002 tarih ve 2001/416-2002/374 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekillerince ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi G. G. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin ÇELEBİ markasını 29, 30 ve 32. sınıflarda tescil ettirmek üzere davalı Enstitüye müracaat ettiğini yapılan yayının ardından davalı şirketin itirazının Markalar Dairesince kabul edildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna yaptıkları itirazın reddedildiğini, oysa markaların farklı sınıfta olduklarını, iltibas tehlikesi bulunmadığını, müvekkilinin markasının ticaret markası iken davalının markasının hizmet markası olduğunu, tüketici ve istifade gruplarının farklı olduğunu, markalarının ayırt edicilik ve tanınmışlık sıfatı kazandığım ileri sürerek, davalı Enstitünün işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Enstitü vekili taraf markalarının birbiri ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olduğu mal ve hizmetlerin birbiri ile ilişkili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, markaların aynı olup, içerdikleri emtiaların gıda sektöründe olması nedeniyle iltibasın çok açık olduğunu, davalının ayırt edilicilik ve tanınmışlığının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, tarafların markaları arasında Çelebi kelimesi yönünden benzerlik olduğu, buna rağmen her iki markanın kapsadığı mal ye hizmetlerin birbirinden tamamen farklı olduğu, davacının ticaret, davalının hizmet markası olduğu, benzer alıcı çevresine hitap etmedikleri ve benzer ihtiyaçları gidermede kullanılmadığı, her iki markanın farklı mal ve metlerde kullanılması nedeniyle iltibas bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Enstitü vekili ile davalı şirket vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yon bulunmamasına ve davacının tescilini istediği markanın ticaret markası olup, davalının tescilli markasının ise hizmet markası olduğu, 556 sayılı KHK'nin 8/4. maddesine göre, markanın, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka ile aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mal veya hizmetlerde kullanılabileceği buna göre aynı markanın farklı kişiler adına ayrı ayrı ticaret ve hizmet markası olarak kullanılmasının mümkün bulunduğu, ancak bu hükmün istisnalarının olduğu, buna göre markanın toplumda ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyi ve markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi halinde ancak tescilin mümkün olmadığı, somut olayda davalı şirket tarafından markalarının toplumda tanınmış olduğu veya ayırt edici karakterinin zedelenmiş olduğu ispatlanamadığı gibi, mahkemenin tescil başvurusunun yapıldığı andaki iddia, savunma ve itirazlar çerçevesinde inceleme yapabilmesinin mümkün olduğu, davacının marka tescil başvurusuna yapılan itiraz aşamasında da davalı şirketin bu yöne ilişkin bir itirazları bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı şirket, vekili ile davalı Enstitünün tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı şirket vekili ile davalı Patent Enstitüsü vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalılarda ayrı ayrı alınmasına, 14.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy