(818 S. K. m. 104)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 5.7.2002 tarih ve 2002/268-2002/334 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ahmet Susoy tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı S. SPA'dan olan 500.000.000 İtalyan Lireti alacağı için dava açıp ihtiyati tedbir kararı aldığını, borçlunun dava dışı T.'dan alacağı üzerine tedbir uygulanmak istenildiğini, ancak, T.'ın parayı davalı bankanın Harbiye Şubesine yatırdığını bildirmesi üzerine tedbirin bu defa davalı banka nezdinde uygulandığını, dava sonunda verilen karar kesinleştiği halde davalının bu kararı gereksiz yere temyiz ederek ödemeyi geciktirdiğini, bu nedenle müvekkilinin 185.260.274- İtalyan Lireti faiz alacağı doğduğunu ileri sürerek, bu meblağın faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, husumetin asıl takip borçlusuna yöneltilmesi gerektiğini, müvekkili bankaya yatan paranın borçluya ait olmaması nedeniyle itirazın haklı olduğunu, temyiz ile kararın bozulduğunu, müvekkilinin taraf olmadığı dava sonunda verilen kararda faizi ile ilgili hüküm bulunmadığını, asıl alacağın ihtirazı kayıt konulmaksızın alındığından faiz de istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının dava dışı S.'ten alacağı için dava açılıp, davalı banka nezdindeki parası üzerine ihtiyati tedbir konulduğu, yargılama sonunda davanın kabul edildiği ve kesinleştiği, davalının uyarıya rağmen uhdesindeki 500.000.000 İtalyan Lireti'ni geç ödemiş olup, bu süredeki faizden sorumlu olduğu ancak, faize faiz istenemeyeceği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 137.986.11 İtalyan Lireti'nin davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine,karar,Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 20.2.2002 tarih ve 2001/10013 E., 2002/1445 K. sayılı ilamıyla özetle,sair temyiz itirazları incelenmeksizin kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki vurgulanmak suretiyle taraflar yararına bozulmuştur.Mahkemece,bozmaya uyularak yapılan yeniden yargılama sonucunda,davanın kısmen kabulü ile 137.896.111 İtalyan Liretinin davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir
2- Ancak, dava davalı Bankanın uhdesinde bulunan dava dışı S. S.P.A firmasına ait paranın, davalı tarafından geç ödendiği iddiasına dayalı faiz istemine ilişkin olup, davacı ile dava dışı S. S.P.A arasında görülüp, sonuçlanan ve S. S.P.A açısından 15.6.1998 tarihinde kesinleşen ilk yargılama esnasında, davalı Banka asli müdahale talebinde bulunarak, ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiş, verilen kararın onun tarafından temyizi üzerine, karar dairemizin 1995/6561 Esas, 9504 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, işbu davanın davalısı D.bank'ın talebinin reddine karar verilerek, verilen karar temyiz aşamasından da geçerek kesinleşmiştir. Bankaca, anılan kararla verilen tedbir kararı kesinleşme ile birlikte ortadan kalktığından bahisle ödeme yapılmamış, bu kez Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinden alınan ihtiyati haciz kararı uyarınca, para Banka tarafından icra dosyasına yatırılmıştır. Tüm bu açıklanmaya çalışılan safahat çerçevesinde, davalı Bankanın yasal bir hakkını mı kullandığı, yoksa salt alacağı geciktirme kastıyla hareket mi ettiği hususunun, yani kusur olgusunun, işbu davada tartışılması gerekirken, bozma öncesi kararda yer alan gerekçeye istinaden, müdahaleye ilişkin kararın sonradan kesinleşmiş olmasının sonuca etkili olmadığı, davalının inşai bir kararı uygulamak zorunda bulunduğu şeklinde yer alan gerekçe yeterli görülmemiştir. Bu durumda mahkemece, bankacılık konusunda uzman hukukçu ve bankacı bilirkişiler marifetiyle, davalı banka uygulamasının doğru olup, olmadığının değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi ve eğer davalı bankanın sorumlu olduğu sonucuna ulaşılırsa, mahkeme kararının gerekçesinde de yer aldığı üzere, davalı bankanın icra dosyasına ödediği paranın icra borçlusu adına ödenmiş olduğu da gözetilerek, hüküm altına alınan faiz alacağının dahi, diğer tarafta asıl borçlu hakkındaki icra takibin devam etmesi halinde, mükerrer tahsilata neden olmamak açısından icra dosyası borcuna mahsuben yapıldığının karar yerinde belirtilmesi gerekirken, noksan inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuş ve kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 05.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy