(6762 S. K. m. 808)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Tarsus Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.02.2002 tarih ve 1997/575 - 2002/85 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Salih Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı İ...'dan satın aldığı 20.000 Kg. miktarındaki 400 torbalık gübreyi İzmit'ten Tarsus'a taşınmak üzere davalılardan taşıma komisyoncusu Bekir M. ile sözlü olarak anlaştığını, Bekir'in gübreyi gemiyle İzmit'ten Silifke'ye sevkettiğini, Silifke'den de davalılardan Durasan'ın maliki, Hüseyin'in sürücüsü olduğu 33 KL 399 plakalı araca, gümrük satış belgesindeki imza karşılığı Hüseyin' e teslim ile yükletildiğini, Tarsus' ta müvekkiline teslim edilmesi yönünde bu belgenin düzenlendiğini, oysa yükün müvekkiline ulaşmadığını ileri sürerek, asıl davada bu davalılardan, birleşen davada, araç maliki olduğu anlaşılan davalı Ali Rıza'dan gübrenin aynen teslimini yahut bedeli olan 3.800.000 liranın temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Durasan, taşıma ile bir ilgisinin bulunmadığını savunarak, davanın husumetten reddini istemiştir.
Davalı Bekir, komisyoncu olarak yükü Silifke' den diğer davalılara yükleyerek teslim ettiğini, sorumluluğunun kalmadığını savunarak, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, yükün davalılardan Hüseyin'e teslim edildiğinin kanıtlanamadığı, araç maliki diğer davalı Ali Rıza'nın da bu nedenle sorumlu tutulamayacağı, diğer davalı Bekir'in taşıma ile doğrudan bir bağının bulunmadığı, diğer davalı Durasan'ın araç maliki olmadığı gerekçesiyle her iki davanın reddine dair verilen karar, Dairemiz'ce satış belgesindeki teslime ilişkin imza nedeniyle, aksinin eş değer delille kanıt yükünün bunu iddia eden tarafa düşeceği, beraat kararının delil yetersizliği ile verilmesi nedeniyle bağlayıcı olmadığı, bu belge dayanaklarının dava dışı İ...'dan getirtilerek, gerektiğinde bu şirket ile gümrük kayıtları üzerinde inceleme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek Durasan hariç diğer davalılar bakımından bozulmuş, bozmaya uyularak, yapılan araştırma sonucunda, yükün gümrükte çıkışına ilişkin belgenin bulunamadığı, toplanan delillerin de davanın kabulüne yetmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taşıma sözleşmesinden doğan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma ilamında, davacı taşıtanın satın aldığı dava konusu gübrelere ilişkin 23.08.1989 tarihli satış belgesinde, dava dışı satıcı firma tarafından asıl davanın davalılarından Hüseyin' in sürücüsü, birleşen davanın davalısı Ali Rıza'nın maliki olduğu TIR'a yükün teslim edildiği ve Hüseyin' in imza karşılığı teslim aldığının yazılı olması karşısında, davacı lehine karine oluştuğu, bunun aksinin eş değer bir delille davalılara kanıtlanması gerektiği belirtilmiş ve gerektiğinde başvurulabilecek araştırma ve incelemenin usulü, bağlayıcı olmamak üzere açıklanmış, karar asıl davanın davalılarından Bekir ve Hüseyin ile birleşen davanın davalısı Ali Rıza bakımından davacı yararına bozulmuş, asıl davanın davalılarından araç maliki olmadığı anlaşılan Duran bakımından temyiz itirazları reddedilerek, bu davalı bakımından bozma yapılmamıştır.
Asıl davanın davalılardan Bekir'in TTK'nun 808 nci maddesi uyarınca taşıma komisyoncusu sıfatıyla davacının muhatabı olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Bozma öncesi ve sonrası bu davalı yaptığı savunmalarında bu sıfatını kabullenmiş olup, yükün İzmit' den Silifke Gümrüğü'ne kadar gemi ile bu davalı tarafından getirtilmesi sonrasında, yükün gümrükten Tarsus'a davacıya iletilmek üzere sürücü Hüseyin'e teslim edildiği de iddiayı doğrulayan bu davalının aynı savunmaları ile dahi sabittir. Asliye Ceza Mahkemesi'nde tanık sıfatı ile beyanı alınan Gümrük memuru Cuma G., yükü Hüseyin'e imza karşılığı teslim ettiğini ve belgeyi kendisinin de imzaladığını beyan etmiş olup beraat kararının delil yetersizliğine dayandığı ve mahkemeyi bağlamadığı da bozma ilamında esasen vurgulanmıştır. 22.08.1989 tarihli satış belgesine konu yük aynı araçla aynı sürücü Hüseyin tarafından taşınmış ve alıcısı davacıya teslim edilmiş olup, dava konusu olan 23.08.1989 tarihli diğer satış belgesine konu yükün, ertesi günü ilk taşımayı müteakip Silifke'den Tarsus'a taşınmasının, aradaki mesafenin kısalığı karşısında fiilen mümkün ve hayatın olağan akışına da uygun olduğunun kabulü gerekir. Dava konusu taşımaya ilişkin satış belgesinin gümrüğe ilişkin belge bozma sonrası incelemesine başvurulan uzman bilirkişi tarafından mahallinden temin ve tespit edilmiştir. Aynı yükün çıkış belgesi tüm aramalara ve yazışmalara rağmen bulunamamış ise de, bu çıkış belgesinin temin edilememesi, yükün sürücü Hüseyin'e teslim edilmediğinin tek başına kanıtı olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan diğer belgeler ve dosya kapsamı karşısında, teslim olgusunun aksinin eş değer başka bir belge ile davalılarca kanıtlanamadığının kabulü gerekir.
Bu durumda, asıl davanın davalılarından Bekir ve Hüseyin ile birleşen davanın davalısı Ali Rıza'nın taşıma sözleşmesinin tarafı olduklarının kabulü ile miktar bakımından esasa girilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bozma ilamına yanlış anlam verilerek yazılı gerekçelerle aksi sonuca varılması doğru olmamış, hükmün bu nedenle bu davalılar bakımından davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada verilen hükümlerin, yukarıda adı geçen davalılar bakımından davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy