(1086 S. K. m. 38) (556 S. KHK. m. 8)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 7. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.04.2002 tarih ve 2001/74-2002/175 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi G. Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava dışı F. A.G adlı şirketin T. markasını adına tescil ettirmek üzere davalıya müracaat ettiğini, müvekkili adına tescilli Ü. P. markasının bulunduğunu, T. markasının tescili halinde markadan faydalanma haklarına tecavüzün söz konusu olacağını, bu konuda davalıya yapılan itirazın reddedildiğini, ret kararına yapılan itirazın da Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddedildiğini ileri sürerek, davalı işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markaların aynı ya da benzer olmadığını, işlemin yerinde olduğunu, davacı markasının yargılama sırasında dava dışı bir şirkete devredilmiş olduğunu, davacının davacılık sıfatı kalmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere, benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki markanın ilk bakışta benzer olmadıkları, ancak kullanıldıkları malların aynı sınıf ve benzer oldukları, tüketici kitlesi üzerinde karıştırma sonucunu doğuracağı, markanın tescili halinde davacının haklarına tecavüz olacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davanın, Patent Enstitüsü'nün anılan kararı sebebiyle sadece bu kuruluşun hasım gösterilmesi suretiyle açılmış olması doğru gibi gözüküyor ise de, anılan kurul kararının incelenmesinde davacının tesciline itiraz ettiği T. markasının dava dışı yabancı bir şirkete ait olduğu anlaşılmaktadır.
Böyle bir durumda Enstitü aleyhine açılan bir dava ile davada taraf olmayan marka sahibinin haklarına engel teşkil edecek şekilde hüküm kurulmasının talep edilmesi ve böyle bir talebin kabulü mümkün değildir. Nitekim davacı vekili dava dilekçesinde de anılan marka ile müvekkilinin tescil istediği marka arasında iltibas bulunduğunu ileri sürmüş bulunmaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece davacı tarafa, T. marka sahibi aleyhine de dava açma imkanı tanınarak açtığı takdirde her iki dava birleştirilerek gerçek anlamda taraf teşkili yapıldıktan sonra davanın esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın ihbarı ile işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itizarlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy