(6762 S. K. m. 1301)
Taraflar arasında görülen davada Bolu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 02.07.2002 tarih ve 2001/160 - 2002/261 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı bulunduğu aracın, müvekkiline kasko sigorta poliçesi ile sigortalı araca çarpması sonucu meydana gelen zararın sigorta ettirene ödendiğini, halefiyet şartlarının gerçekleştiğini iddia ederek, 537.000.000 Tl tazminatın ödeme tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar İsa Ü. ve Arif Ü. vekili, hasar miktarı ve kusur oranı kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile 537.000.000 Tl nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan tahsiline, sigorta şirketinin poliçe limitiyle sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kasko sigortasına dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Halefiyete dayalı rücu davası, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Trafik kazaları, nitelikleri itibariyle haksız fiillerdendir. Haksız fiiller de temerrüt tarihi, haksız fiilin meydana geldiği tarih olup, ayrıca zarar sorumlusunun ihtar veya ihbar edilmesine gerek yoktur. Halefiyete dayalı rücu davasında sigortacı, halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahiptir. Bunun için ,öncelikle gerçekleşen riziko bedelini sigortalısına ödemesi gerekir. Dolayısıyla, sigortacının 3.şahsa rücu edebilme tarihi, sigorta ettirene ödeme yaptığı tarihtir. Bu tarih, aynı zamanda işleten ve sürücünün faizden sorumluluklarının da başlangıcıdır. O halde, davalılar İsa Ü. ve Arif Ü.' ın ödeme tarihi olan 06.07.1999 tarihinden itibaren faizden sorumlu tutulmaları gerekirken, yazılı şekilde dava tarihi olarak tayini bozmayı gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy