(Sınai Mülkiyetin Himayesine Mahsus Milletlerarası Bir İttihat İhdas Edilmesine Dair Paris Anlaşması (Paris Sözleşmesi) Mük. m. 6-1) (556 S. KHK. m. 7, 8, 9)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 4. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03.07.2002 tarih ve 2001/211 - 2002/371 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi S. Çelik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili şirketin W. ibareli markasının tescilinden sonra, davalının aynı eşya sınıfı için D. ibaresinin tescili başvurusunda bulunduğunu, müvekkilinin başvuruya en son yaptığı itirazın da davalının YİDK' nca reddedildiğini, oysa 556 sayılı KHK' nın 8/1-6 hükmü uyarınca itirazının kabulü gerektiğini, müvekkili şirketin reklam harcamaları ve imalatının kalitesi ile piyasada ulaştığı meşhur ve tanınmışlıktan davalının yararlanmak istediğini, vurgu kelimesinin W. olduğunu, ileri sürerek, davalının marka başvurusunun hükümsüzlüğüne, markaya haksız tecavüzünün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkilinin, itirazın reddine ilişkin verdiği kararının yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu markaların yazılış ve söyleyiş yönünden benzerlik göstermediği, fonetik vurgularının farklı olduğu, 556 sayılı KHK'nın 7/6, 8/1-6 hükümleri karşısında itirazın reddine ilişkin dava konusu kararın yasaya uygun düştüğü gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı tarafın, davalılardan TPE'nün Markalar Dairesi kararına yaptığı 25.10.1999 tarihli itiraz dilekçesinde, dava dilekçesinde, delillerin sunumuna ilişkin 02.11.2001 havale tarihli dilekçesinde, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde yer alan anlatımlara ve öne sürülen maddi vakıalara göre davanın, 556 sayılı KHK'nin 8/1-6 bendi ile 8/4 ncü fıkrası ve 9/1-C bendi hükümlerine dayandığı anlaşılmaktadır.
Oysa, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, mahkemece, dava aynı kararnamenin sadece 7/6 ve 8/1-6 bent hükümleri çerçevesinde ele alınarak, deliller sadece bu bakımdan değerlendirilip, sonuca varılmıştır.
Bilirkişi raporunda, davacının Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka (aynı KHK'nın 7/1 bendi) iddiasına ilişkin bilgi ve belge sunmadığı sonucuna varılmıştır. Oysa, davacı taraf, bu anlamda değil, nispi ret nedenleri içerisinde sayılan 8/4 ncü fıkra hükmü anlamında, markasının toplumda tanınmışlık düzeyine eriştiği iddiasında olup, bu iddiasına ilişkin delillerin aynı mahkemenin 2002/161 esas sayılı dosyasına ibraz edilmiş olduğunu, rapora itiraz dilekçesinde ve 05.06.2002 tarihli oturumda bildirilmiştir. Bilirkişi, raporunda, kararnamenin 9/1-C fıkra hükmünün, sadece Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markalar için uygulanabileceğini bildirmiştir. Oysa Marka tescilinden doğan hakların kapsamı başlıklı 9 ncu maddenin, c bendinin, tanınmışlık düzeyine ulaşmış markalar için de uygulanabileceği fıkra metninden dahi açıkça anlaşılabilmektedir. Öte yandan, bir marka tanınmış marka olmasa bile toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olabilir. Bu markalar, tanınmış markadan daha geniş fakat tanınmışlık derecesi itibariyle daha düşüktür. (Bkz. Prof. Dr. Ünal Tekinalp Fikri Mülkiyet Hukuku, İst.1999, Sh 327, 379, 380, 392, 399, 400 ncü sayfalar)
O halde, dava bu açıklamalar çerçevesinde ele alınarak tarafların sunduğu delillerin buna göre değerlendirilmesi uzman bilirkişi kurulundan Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması, sonucuna göre uyuşmazlığın karar bağlanması gerekirken, yanlış nitelendirmeye ve eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy