(6762 S. K. m. 1293)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Pendik Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 12.06.2002 tarih ve 2001/633 - 2002/456 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya ait aracın müvekkili şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile temin edildiğini, davalıya ait araç sürücüsünün % 100 kusurlu olarak sebebiyet verdiği ve olay yerini terk ettiği kazada karşı araca verilen zararın müvekkilince ödendiğini iddia ederek, Poliçe Genel Şartlarının 4.maddesine göre müvekkilinin ödediği 485.600.000 TL.sinin sigortalı davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigortalı aracın olay günü çalındığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirkete ait sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiği ve alkollü olduğunun belirlendiği, aracın çalındığı yolunda müracaatının gerçeğe aykırı olduğu, davacı sigortanın rücu hakkı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortacısın ödediği tazminatı kendi akidi sigortalıdan Poliçe Genel Şartları 4.maddesi uyarınca rucüen tahsili istemine ilişkindir. Davacı sigorta şirketi, kaza sırasında sigortalı aracı kullanan kişinin % 100 kusurlu olduğunu ve olay yerini terk ettiğini ileri sürerek rücu talebinde bulunmuştur. Mahkeme davanın kabulüne karar verilmişse de poliçe genel şartlarına ve Dairemizin yerleşik görüşüne göre kazanın meydana gelmesinde % 100 kusurlu olmak rucüen tazminat talebinde bulunmak için yeterli değildir. Kazanın, tespit tutanağı ve bilirkişi raporuyla belirlenen oluş biçimine göre de olayda kasdi bir hareket veya ağır kusur hali bulunmamaktadır. Kaza sonrası şoförün olay yerini terk etmesi tek başına rücu talebinde bulunmak için yeterli değildir. Her ne kadar sigortalı aracı kullanan şoförün alkollü olduğu iddia edilmiş ve mahkemece de bu husus sabit olarak kabul edilmişse de, sigortalı araç şoförünün alkollü olduğu konusunda teslim tutanağında geçen bir beyandan başka delil bulunmamaktadır. Buna göre kazada tam kusurlu olmak rücu sebebi olmadığı gibi sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi de aracı güvenli sürme yeteneğini kaybedecek şekilde alkollü içki almasında, ileri geldiği hiçbir şekilde ispat edilemediğinden, olayda sigorta şirketinin rücu hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenler davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, , ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy