(4721 S. K. m. 539)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Hatay Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 20.06.2002 tarih ve 2001/666 - 2002/300 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin eşinin davalı bankadan çalışırken trafik kazası sonucu öldüğünü, kazada çocuğunu da kaybettiğini, olayın acı ve şoku içinde olduğu sırada davalı banka çalışanlarının ölen eşin 500.000.000 TL borcu olduğunu bildirip, kaza yapan ve müvekkiline ait aracın sigorta haklarının temlik edilmesi ve borcun taahhüt edilmesi durumunda sorunun kapanacağının söylendiğini, sağlıklı düşünmeden temlikname ve taahhütnamenin imzalatıldığını, daha sonra 4.320.570.000 TL.lik icra takibi yapıldığını, hata ve hileye maruz kaldığını iddia ederek, asıl davada taahhütnamenin, birleşen davada da temliknamenin iptallerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, davacının yaptığı işlemlerin geçerli bulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, önceki tesis edilen hükümle; tanık beyanları, davacının eşinin ölüm tarihi ile düzenlenen temlik ve taahhütnamelerin tarihlerinin yakınlığı ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hata ve hileye düşürülerek temlik ve taahhütnameyi imzaladığı gerekçesiyle taahhütnamenin iptaline, mirasın red edilmiş olması nedeniyle hukuki yarar yokluğundan temlikin iptali takibinin reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin temyizi üzerine tesis edilen hüküm, davacıya M.K'nun 539 ncu maddesi hükmünden başkaca sorumluluk getirmeyen taahhütname yönünden davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm verilmesi, birleşen davada da, mirasın reddi davasının davacı açısından derdest bulunması, davacının bu davayla ilgili istediği sonucu esasen elde edememiş bulunmasına ve de davalı açısından da hüküm elde edilmesinde hukuki yarar bulunduğu, dolaysıyla işin esasının incelenmesi gerektiğinden bahisle Daire'mizce bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamından uyulmuş, tüm dosya kapsamına göre, taahhütnamenin netice itibariyle M.K.'nun 539 uncu maddesinin tekrarından ibaret olduğu, temliknamenin ise noterde düzenlenmesi ve sözleşme iradesi sakatlayan bir durumun tespit edilmemesi gerekçeleriyle asıl ve birleşen davaların subut bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy