(556 S. K.H.K. m. 7, 8, 42)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8.Ticaret Mahkemesi'nce 22.05.2002 verilen tarih ve 2000/729 - 2002/254 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili adına 22.04.1993 tarihinde tescil edilen D. + Şekil markası ile davalı adına 09.04.1997 tarihinde tescil edilen D. markası arasında 556. sayılı KHK. nın 8/6.maddesi uyarınca iltibas olduğunu, bu konuda TPE Başkanlığına yapılan itirazların sonuçsuz kaldığını, markalarda D. kelimesinin asıl unsur olduğunu, markaların tüketiciyi yanıltacak kadar aynı olduğunu, tescile konu eşyalarında aynı sınıfa dahil bulunduğunu, ileri sürerek YİDK. kararının iptaline, D. marka başvurusunun da reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE. Başkanlığı vekili, markalar arasında 556 sayılı KHK. nın 8.madde hükmü uyarınca aynı yada ayırt edilemeyecek kadar benzerlik bulunmadığından davacının itirazının reddine ve davalı markasının 09.04.1997 tarihinden geçerli olmak üzere tesciline karar verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Davalı B. A.Ş. vekili, müvekkilinin markasının D. olup, davacının D. + % şeklinde olduğunu, birbirleri arasında iltibasın ve aynılığın bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından tarafların markalarının 556.sayılı KHK. nın 7/1-b ve 8/1-b.maddeleri kapsamında benzerlik olmadığı, tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 7/1-(b) ve 8/1-(b)madde hükmüne dayalı olarak açılan ve aynı kanunun 42/1-a ve b maddesi hükmü uyarınca davalının markasının iptali istemine ilişkindir.
Davacının D.+ ŞEKİL markası 22.4.1993 tarihinde davalının tescil edildiği sınıfları da kapsayacak şekilde tescil edilmiş, davalının D. markası ise, 9.4.1997 tarihinde yine 3, 16, 29, 30, 31, 32 ve 34. sınıf emtialar için tescil edilmiştir.
Bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesinin sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü İtibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. 556 sayılı Markaların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararnamenin 7/1-b maddesine göre, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescili için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olan markalar tescil edilemez. Yine, 8/1-b madde hükmü uyarınca, daha önce tescil edilmiş veya daha eski tarihte tescili için başvuruda bulunulmuş marka ile karıştırılma ihtimali bulunan marka tescil edilemez. Marka başvurusunun reddedilebilmesi için, tescil edilmek istenen marka ile tescil edilmiş markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar aynı olması gerekmektedir. Davacının markası D.+ ŞEKİL , davalının markası ise, D. olup aynı sınıf emtialar için tescil edilmiştir. Markalardaki kök kelime D. ibaresidir. Her iki markada da D. ibaresi müşterektir. Bu sözcüğün ise, davacının önceden tescilli markası ile yazılış, okunuş, görsel ve fonetik yönlerden orta seviyedeki insanlar bakımından iltibasa meydana verecek derecede benzer olduğu, davalının, sırf davacının markasından istifadeye yönelik olarak bu sözcüğü tercih ettiği anlaşılmaktadır. Davalının markasındaki mevcut eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının da olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yukarıda anlatılanlar karşısında mahkemece davanın kabulüne karar verilmek gerekirken, reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy