(1086 S. K. m. 409)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.06.2002 tarih ve 2001/170-2002/313 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dilek Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Ankara Şubesi'nde tasarruf hesabının bulunduğunu, banka yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredildiğini davalı banka yöneticilerinin yeni yönetimin 15.03.2001 tarihli kararı gereğince İMKB faiz oranlarından fazla olduğu gerekçesi ile 414.275.148.130 TL.yi ödeyemeyeceklerini müvekkiline bildirdiklerini ileri sürerek, anılan meblağın 15.03.2001 tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı banka vekili, davacının banka fona devredilene kadar gecelik overnigth hesabı işlemleri yaparak fahiş oranlarda faiz alındığını, fonun aldığı karar gereğince İMKB.nin ortalama faiz oranı üzerinde kalan faiz oranlarının gabin teşkil ettiğini ve BK.nun 20 nci maddesine göre ahlaka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini, karşı davasında 414.275.146.499 TL. için borçlu olmadıklarının tespitini istemiş, 26.12.2001 tarihli birleşen davasında 414,275.148.375 yönünden menfi tespit istemiştir.
Davalı TMSF vekili, İktisat Bankası'nın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme yetkisi kaldırılmadığından müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliler ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her ne kadar hukukta sözleşmeye bağlılık prensibi geçerli ise de, davacının paranın devlet güvencesinde olduğunu düşünerek açtırdığı vadesiz hesabına ortalama repo faiz oranının dahi çok üzerinde faiz ödenmesine ilişkin taraflar arasındaki sözleşmede bu prensibin uygulanamayacağı, İMKB oranını aşan miktarın istenemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, İktisat Bankası A.Ş. (yeni adıyla Bayındırbank A.Ş.) karşı davasının HUMK. nun 409 ncu maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, birleşen davanın kabulü ile İktisat Bankası A.Ş. nin (yeni adıyla Bayındırbank A.Ş.) davacı Edip Sabahattin Mete'ye borçlu bulunmadığının tespitine, TMSF hakkındaki davanın da husumet yönünden reddine karar verilmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10.800.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy