(556 S. KHK. m. 7)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 12.06.2002 tarih ve 2001/504-2002/296 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Berkant Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, "İstanbul Life" ibaresini 16ncı sınıf mallar için adına marka olarak tescili için başvurduğunu, başvurunun bir kısım mallar için daha önce tescil edilen "Life" markasının ayrı ve ayırt edilemeyecek kadar aynısının olduğu gerekçesi ile kabul edilmediğini, itirazlarının da ret edildiğini, tescili istenen markanın red gerekçesinde gösterilen markanın aynısı veya benzeri olmadığını, 1996 yılından beri Türkiye çapında yayınlanarak ayırt edici özellik kazandığını iddia ederek, davalının kısmi ret kararının kaldırılarak, "İstanbul Life" ibaresinin tüm mallar için marka olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kısmi ret kararının doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının talebine konu markanın, ret gerekçesine konu markayla aynı veya ayırt edilemeyecek marka olmadığı ve ayırt edicilik özelliğine sahip marka olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, Türk Patent Enstitüsü Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun 07.05.2001 tarih ve M-590 sayılı kararla, "İstanbul Life" ibareli başvurusu hakkında 19.11.1999 tarih ve 11040 sayılı kısmi ret kararının yerinde olduğuna dair davacı itirazının reddine ilişkin kararın iptaline, tescil talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı İSTANBUL LİFE ibaresinden oluşan markasının tescili için 9.7.1999 tarihinde başvuruda bulunmuş, ancak TPE Markalar Dairesi'nin 19.11.1999 tarihli kararı ile tescili istenen markanın daha önce ABD'de yerleşik Time İnc. Adına tescilli LİFE ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar aynısı olduğu gerekçesiyle tescil istemi kısmen kabul edilmemiş, davacının itirazı da 556 Sayılı KHK.nun 7/1-b maddesine dayanılarak, TPE Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nca reddedilmiştir.
Görüldüğü üzere davacının tescilini istediği İSTANBUL LİFE markasında yer alan LİFE ibaresi markanın esas unsurunu oluşturmakta olup, daha önce tescil edilmiş olan ve sadece LİFE ibaresinden teşekkül eden marka ile tam bir ayniyet arz etmektedir. Davacının markasında yer alan ve esaslı unsuru oluşturan LİFE ibaresinin önündeki İSTANBUL ibaresinin ise, markalar arasında yukarıda açıklandığı şekildeki ayniyet karşısında, davacının markasını, daha önce tescil edilmiş olan markadan ayırt etmeye yönelik bir fonksiyonu bulunmadığı, bilakis tescilli LİFE markası ile yayınlanan derginin İstanbul baskısı olduğu yolunda bir intiba yaratıldığı ve markalar arasındaki ayniyet ortadan kaldırılmadığı sonucuna varılmaktadır.
Öte yandan davacının tescilini istediği markası ile 1996 Haziran ayından itibaren söz konusu dergiyi yayınladığı anlaşılmakta olup, tescilsiz markanın kullanma ile ayırt edici nitelik kazanıp, kazanmadığının bu tarihten sonrası gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olayda ayniyet arz eden markanın tescil tarihi 5.10.1994 tarihi olup, davacının kendi kabulünde olduğu üzere tescilini istediği markayı kullanmaya başladığı tarih 1996 Haziran ayından sonradır. Dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere ayda bir on-on beş bin nüsha basılıp dağıtılan mecmuanın ismini oluşturan ve marka olarak tescili talep edilen İSTANBUL LİFE ibaresini, davacının kendisine ait olduğunu ticari hayatta kabul ettirdiği bir başka ifadeyle ayırt edici nitelik kazandırdığı kabul edilemeyeceğinden 556 sayılı KHK.nun 7/son maddesi hükmüne dayanılarak tescil talebinde bulunulması mümkün görülemez.
Bu itibarla ve yukarıda açıklanan nedenlerle sabit olmayan davanın reddine karar verilmek gerekirken, bilirkişi raporunda ki isabetli olmayan görüşe itibar edilerek ve yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy