(4721 S. K. m. 933)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Şile Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.04.2002 tarih ve sayılı 2000/201 - 2002/99 kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi A. Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkil bankanın Sirkeci Şubesi eski müdür Nuh K. tarafından kendi şifresini kullanarak hayali hesaplar yaratıldığını, bu hesaplardan elde edilen faiz gelirinin, yine hayali bir şahıs olan Mustafa T. adına açılan hesaba aktarıldığını, bu hesaptan çekilen paralarla, kendisinden hiç para tahsil edilmeyen davalı Osman'ın kredi borcunun kapatıldığını ve bu kredinin teminatı olan, diğer davalıya ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını, kayıtlarda kapalı gözüken kredinin gerçekte olması ve müvekkil bankanın alacağının devam etmesi nedeniyle ipoteğin kaldırılması işleminin usulsüz olduğunu ileri sürerek, MK. nun 933.maddesi uyarınca ipoteğin hükmen tesisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Mehmet A. vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmazı, dava açılmadan önce başkasına sattığını, eşyaya bağlı bir ayni hak olan ipotek ile müvekkilinin ilişkisi kalmadığından taraf ehliyeti bulunmadığını, MK 930. madde uyarınca sözleşme ile kurulabilen ipoteğin dava açmak suretiyle hükmen tesisinin mümkün olmadığını, davalı Osman K. vekili, müvekkilinin kullandığı kredi borcunun tüm fer'ileri ile birlikte davacı bankaya ödendiğini ve ipoteğin banka görevlilerince kaldırıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, ipoteğin hükmen tesisi davasının hukuk sistemimizde yeri olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, MK. nun 796 ve 930. maddeleri uyarınca, davacı bankanın, işlemlerinden sorumlu olduğu elemanının usulsüz eylemiyle kaldırılan ipoteğin, kanundan doğan rehin haklarından bulunması nedeniyle, dava yoluyla tesisinin talep edilemeyeceği, ipotek tesis edilen taşınmazın iyi niyetli üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle davalı Mehmet'in borcundan dolayı ipotek tesisinin olanaksız hale geldiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, MK. nun 933.maddesi uyarınca ipoteğin hükmen tesisi istemine ilişkindir. İpotek bir ayni hak olduğuna göre, bu istemin, dava konusu taşınmazın, dava tarihi itibariyle maliki olan kişiye yönetilmesi gereklidir. Somut olayda, ipotek konusu taşınmaz, dava tarihinden önce Tülin K.'a satılmış ancak bu kişi davaya dahi edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Oysa HUMK. nda davanın nasıl açılacağı düzenlenmiştir. Buna göre, sorumlulardan birisi hakkında dava açıldıktan sonra diğer bir sorumluya dava ihbar edilmek suretiyle davaya dahil edilerek, dahili davalı sıfatıyla hakkında hüküm kurulması mümkün değildir. O halde mahkemece, davacı bankaya, Tülin K. hakkında dava açması için süre verilmesi, usulünce dava açıldıktan sonra bu dava ile birleştirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Mahkemece bu gereklilik yerine getirildikten sonra, ipoteğin kaldırılması işleminin temelini oluşturan hesap hareketlerinde bir usulsüzlüğün olup olmadığı, kredi borçlusu Osman Karayel'in kredi borcunun usulsüz kapatılıp kapatılmadığı, tarafların sunacağı tüm deliler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi dahi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı banka yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy