(1086 S. K. m. 193)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.05.2002 tarih ve 2001/112 - 2002/229 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.04.2003 günde davacı avukatı H. R. Yamanlı geldiği, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi V. Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasındaki Mektubat-ı Rabbani adlı eserin yayını için imzalanan telif sözleşmesi 1998 yılında sona erdiği halde davalı tarafın aynı eseri mektubat-ı İmamı Rabbani adı altında yayınlamaya devam ettiğini ve davalıların davacının diğer başka kitaplarını da, benzer şekilde yayınlamak suretiyle müvekkiline haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek, davalıların anılan eseri piyasaya arzının önlenmesi ile şimdilik 1.000.000.000 TL maddi ve 500.000.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve bilirkişilerin benimsenen çoğunluk görüşüne göre, eserler arasında FSEK hükümleri çerçevesinde birbirini etkileyen ve diğerinden tamamen yararlanılarak hazırlanmış olduğu iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davanın açıldığı İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi'nin 14.02.2001 tarihli nihai kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, taraflardan birinin başvurusu beklenilmemiş, dosya bir müzekkere ile kararı müteakip mahkemece kendiliğinden gönderilmiş, bir başka anlatımla dosya, HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde (kararı temyiz edilen) mahkemeye gelmemiştir.
Oysa dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosyanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir.
Bu durumda, dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, esas kaydına bu yönde meşruhat verilip kapatılarak, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmek gerekirken, taraflardan birinin usulüne uygun bir başvurusu olmadan, davaya bakılarak, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2-Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi' nin 21 nci maddesi gereğince KDV' si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy