(6762 S. K. m. 1264, 1269, 1270)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Üsküdar Asliye 4.Hukuk Mahkemesi'nce verilen 15.07.2002 tarih ve 2000/869 - 2002/839 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı Ömer vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi P. Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıların maliki ve kiracısı oldukları dairenin su tesisatının patlaması sonucu sızan suların müvekkiline sigortalı iş yerinde hasara neden olduğunu ve sigortalıya ödeme yapıldığını ileri sürerek ödenen 528.850.000 TL tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ömer vekili, olayda müvekkilinin kusuru olmadığını, zarar gören işyerinin sigorta ettiren Güzide S. ile ilgili olmadığını bu nedenle davacının da tazminat talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Nuriye vekili, olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru olmadığını, arızanın depremden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalılara ait dairenin su tesisatının zamanla çürümesi sonucu hasarın meydana geldiği, depremle oluşmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı Ömer vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, işyeri sigorta poliçesinden kaynaklanan rucüen tazminat istemine ilişkindir. Davanın dayanağını teşkil eden poliçede sigortalı olarak Güzide S.'nun adı geçmektedir. Sigorta sözleşmesinin en önemli unsurlarından biri menfaattir. Günümüzde modern sigorta hukukunda baskın olan görüş, zarar sigortalarında sigorta konusu mal yani eşya olmayıp, eşya üzerindeki menfaattir. Bu menfaatin sigorta edilebilmesi için ayrıca para ile ifade edilen ekonomik bir değerinin olması gerekir. Mal sigortalarında menfaat sahibi kavramını düzenleyen T.T.K. 1269.maddesine göre, Bir malı muayyen rizikolara karşı temin etmekte para ile ölçülebilecek bir menfaati olan malik, malikin adi veya rehinli alacaklısı, malın muhafazasından dolayı malikine karşı mesul olan acente, kiracı, komisyoncu ve diğer kimseler, malın muhafazasında hakikaten menfaati olan kimseler yahut bunların kanuni temsilcileri bu menfaati sigorta ettirebilirler. Dosyada mevcut poliçede sigortalı ve sigorta ettiren olarak Güzide S. görünmektedir. Ancak sigortalı işyerine ait kira kontratosundan Ahmet S.'nun kiracı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre sigorta akdini yaptıran Güzide S.'nun bu işyerini sigorta ettirmekte para ile ölçülebilir bir menfaatinin olması gerekir. Aksi takdirde T.T.K.'nun 1264/2 maddesi uyarınca sözleşme batıl olur. Sigortalı Güzide S.'nun hasar gören işyeri üzerinde yasanın kabul ettiği bir menfaatinin bulunup bulunmadığı dosya içeriğinden anlaşılamadığı gibi, T.T.K. 1270.maddesi uyarınca akdin Ahmet S. nam ve hesabına yapıldığı da anlaşılamamaktadır. Buna göre mahkemece öncelikle sigortalı Güzide S.'nun hasar gören işyerini sigorta ettirmekte menfaati olup olmadığı araştırılıp, sigortalı sıfatının bulunup bulunmadığının takdiri gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı Ömer yararına hükmün bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı Ömer vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gere görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Ömer vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy