(743 S. K. m. 931)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 29.5.2001 tarih ve 1999/184-2001/318 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalılardan Gülsüm Yüksel ve Mehmet Kaya vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen günde 2.4.2002 taraf vekilleri tebligata rağmen gelmediğinden tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin ortağı bulunduğu davalı kooperatifçe 29.1.1995 tarihli kur'ayla (16) nolu dairenin müvekkiline isabet ettiğini kat irtifak sırasında daire numarasının (19) olduğunu, kooperatif inşaatının yüklenicisi olan davalı S. Erkumru'nun davalılardan arsa sahibi G. Yüksel vekilinden aldığı vekaletname ile anılan bağımsız bölümü 8.9.1995'te davalı M. Kaya'ya sattığını, oysa anılan davalının kooperatifle ilgisinin bulunmadığını ve yapılan işlemin yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, anılan bağımsız bölümün müvekkiline ait olduğunun tespitini tapu kaydının iptali ile (19) nolu dairenin müvekkili adına tescilini veya daire bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan M.Kaya vekili, müvekkilinin davaya konu taşınmazı G. Yüksel'den satın aldığını, müvekkilinin iktisabının iyiniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılardan G. Yüksel vekili, müvekkilinden bedel karşılığında daire alan yüklenicinin bu dairelere ediminlerini yerine getirmediğinden hak kazanmadığını, yükleniciyle olan kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu daireler üzerinde arsa sahibi olan müvekkilinin tasarruf hakkının sürdüğünü savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar da davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, aynı zamanda davalı kooperatifin kurucu üyesi olan yüklenici davalı S. Erkumru'nun 29.1.1995 tarihli kur'ada davacıya isabet edipte 12.10.1997 tarihli protokolde kat irtifak sonucu (19) numara altında davacıya ait olduğu belirtilen bağımsız bölümün davalılardan M. Kaya'ya satmasının geçerli olmadığı, bu ve benzer işlemlerinden dolayı Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan anılan davalıdan devralan davalı M. Kaya'nında gerekli özeni göstererek kooperatif taşınmazının durumunu araştırması gerekirken araştırmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile (19) nolu dairenin davalı M. Kaya adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan G. Yüksel ve M. Kaya vekilleri temyiz etmiştir.
Dava, terditli olarak açılmış olup, davacı tarafın ilk istemi tapu iptal ve tescile ilişkindir. Bu talep yönünden ise ihtilafın halli dava konusu taşınmazı kat irtifakı kurulmasından sonra tapuda düzenlenen resmi senetle satın alan davalı alıcının kötüniyetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Yanlar arasında ihtilafsız olduğu üzere dava konusu (19) nolu dairenin üzerinde bulunduğu 33 ada, 11 parsel nolu taşınmaz davalılardan G. Yüksel'e ait iken bu davalının, davalı S. Erkumru ile düzenlediği 15.2.1991 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'ne konu olmuş ve sözleşmeye başka parsellerinde dahil olması sebebiyle bu parsel üzerine davalı S. tarafından yapılacak dairelerin bu davalıya ait olması kararlaştırılmıştır.
Her ne kadar davacı taraf bilahare bu taşınmazların müteahhid olan S. tarafından davacının ortağı bulunduğu diğer davalıya devredildiği iddia edilmiş ise de, dava dosyasında davalı alıcıya yapılan satış tarihi olan 8.9.1995 tarihinden önce bu dairelerin kooperatife devredildiğine dair BK.nun 163'ncü maddesine göre düzenlenmiş bir temlik sözleşmesi veya geçerli bir başka sözleşme ibraz edilmediği gibi böyle geçerli bir sözleşmenin varlığı da iddia ve ispat edilmiş değildir. Davalı alıcıya yapılan satıştan sonra düzenlenen 12.10.1997 tarihli protokolun ise davalı alıcının hukukunu etkilemeyeceği tabiidir. Davacı kooperatif ortağının yasal bir koruma isteyebilmesi için kendi hakkının yasal dayanağının bulunması gereği de tartışmasızdır. Dava konusu dairenin bulunduğu 11 parsel nolu taşınmazın satıştan önce davalı kooperatife devredildiğine dair geçerli bir sözleşme mevcut bulunmadığından, kooperatif ortağı olan davacının, davalı alıcının kötü niyetli olduğu iddiasını ileri sürmesi mümkün değildir. Kaldı ki Almanya'da işçi olduğuna karşı çıkılmayan ve taşınmazı tapu siciline güvenerek kayıt malikinden satın alan davalı M. Kaya'nın kötü niyetli olduğu davada geçerli delillerle kanıtlanmış değildir. Gerek davacının Almanya'da işçi olarak çalışması ve gerekse de taşınmazın bulunduğu yer itibarıyla da mahkemenin alıcı davalının gerekli araştırmayı yapmaması sebebiyle iyi niyetli sayılmayacağına dair mahkeme gerekçesiyle de itibar olunamaz. Bu itibarla o tarihte yürürlükte bulunan MK'nun 931.maddesinin (Tapu Sicilindeki kayda hüsnüniyetle istinat ederek mülkiyet veya diğer bir aynı hakkı iktisap eden kimsenin, bu iktisabı muteber olur.) şeklindeki hükmüne göre, davacı alıcının iktisabının geçerli olduğu nazara alınarak tapu iptal ve tescil isteminin mümkün olmaması sebebiyle davacı tarafın tazminata ilişkin diğer talebi incelenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi, davada davalılardan S. Erkumru'ya da şahsen husumet yöneltildiği halde bu davalının bu sıfatla mahkeme kararında gösterilmemiş olması da HUMK.nun 388. maddesine aykırı olmuş ve tapu iptal ve tescil talebi arsa sahibi davalı G. Yüksel'in de hukukunu etkilediğinden hükmün bu nedenlerle mümeyyiz davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar Gülsüm Yüksel ve Mehmet Kaya vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalılar yararına BOZULMASINA, mümeyyiz davalılar vekilleri duruşmaya katılmadığından ücreti vekalet taktirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 5.4.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy