(6762 S. K. m. 56, 57)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 2.Ticaret Mahkemesi'nce verilen 07.05.2002 tarih ve 2001/1676 - 2002/495 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Gürkan Gençkaya tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kuruluşundan itibaren OSRAM ampullerinin Türkiye de tek satıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, davalının yurt dışında yaptırdığı ampulleri iltibas yaratacak şekilde satışa sunduğunu, bu şekilde haksız rekabet yaratarak gelir elde ettiğini ileri sürerek, 110.000.000.TL. maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ampullerin aynı üretici firmadan ithal olunduğunu, ambalajlarının farklı olduğunu, benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davanın açıldığı İstanbul 2.Asliye Ticaret Mahkemesi, 14.12.2001 tarihli kararı ile dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermiş, bu mahkemece, davanın haksız rekabetten kaynaklandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, dosya yeniden İstanbul 2 Asliye Ticaret Mahkemesine gelmiştir. Bu mahkemede yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, davacı şirketin dava dışı Osram Gmbh'nin tek yetkili temsilcisi sıfatıyla mamullerini pazarladığı, sözleşmeye göre davacının marka kullanım hakkının münhasır olmadığı, davacıya tecavüz durumunda dava açma hakkı verilmediği, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı -davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, haksız rekabet nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı şirketin Türkiye de dava dışı Os
.. Gmbh. adına tescilli OSRAM markası ile üretilen ampullerin Ticari Marka Sözleşmesi uyarınca inhisari olmayacak şekilde marka kullanım hakkına sahip olduğu ve Temsilcilik Sözleşmesi ile de anılan markaya ait mamüllerin Türkiye'de satışını gerçekleştirmek amacıyla temsilciliği bulunduğu hususları tartışmasızdır.
Davalı şirketin yurt dışından ithal ettiği ilk parti ampullerin ambalajlarının davacının satıcısı bulunduğu ampullerin ambalajları ile iltibas yaratacak şekilde benzer olduğu saptanmıştır.
Mahkemece davacının marka kullanım hakkının münhasır olmadığı, tecavüz halinde dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle aktif dava ehliyeti bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş ise de, gerek dava dilekçesi içeriğinden ve gerekse davacı vekilinin 06.06.2000 tarihli celsedeki beyanına göre davacının bu davada marka hakkına dayanmadığı, T.T.K.nun haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalının ilk kullandığı ambalaj ile davacının dava dışı şirketten alıp, Türkiye'de piyasaya sürdüğü ürünlerin ambalajları arasındaki açık iltibasın varlığı ve davacının ticaret ünvanındaki Os
..sözcüğü de dikkate alındığında, normal bir tüketicinin ambalajlardaki benzerlik nedeniyle davacının sattığı ürün yerine, davalının benzer ambalajdaki aynı cins ürününü satın alabileceği, bu durumda da davacının T.T.K.nun 56 ve 57/5 maddesine göre haksız rekabet tehlikesine maruz kalacağı açıktır.
O halde, mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler ışığında inceleme yapılmak üzere işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy