(6762 S. K. m. 126, 133) (2004 S. K. m. 72)
Dava : Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 19.07.2002 tarih ve 1999/418-2002/474 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.06.2003 günde davacı avukatı Tahsin Türkçapar gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı sigorta şirketinin A grubu acentesi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin 26.07.1999 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, ancak müvekkilinin teminat amacıyla verdiği iki adet çek ile bir adet bonoyu davacının iade etmediğini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun %25 oranındaki ilk prim tahsilatını sigortalıdan alarak davacıya ödemek olduğunu, müvekkilin davacıya borcu kalmadığına dair 22.07.1999 tarihli ibraname de verdiğini ileri sürerek, toplam bedelleri ( 3.320.000.000 ) TL. olan bono ve çeklerden dolayı borçlu bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bono ve çeklerin teminat amacıyla değil, davacının borcuna mahsuben verildiğini, ibranamenin dava konusu senetleri kapsamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar ve yaptırılan bilirkişi incelemelerine göre, davacının dava konusu senetlerin teminat senedi olduğuna dair bir belge ibraz etmediği, davacının dayandığı "ibra" niteliğinde olduğunu ileri sürdüğü belgenin davacının daha önce tevdi ettiği ve fakat daha vadesi gelmemiş senetler dışında kalan borcun ne şekilde tasfiye edileceğine ilişkin bir şerh taşıdığı ve dava konusu bono ve çekleri kapsamadığı, davacı yanın ayrıca taraf defterlerine dayandığı, davalı defterlerinin usulüne uygun tutulmuş olup, birbirini teyit ettiği ve davalının savunmasını doğruladığı, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı ve lehine delil teşkil etmeyeceği, davalı defter kayıtlarına göre dava konusu bono ve çeklerin davacı hesabında borç kaydedilmediği ve henüz ödenmediğinin anlaşıldığı, ayrıca davalı yetkili temsilcisine TTK.nun 83/1 maddesi hükmü uyarınca tamamlayıcı yemin verildiği ve davacının iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafın dayandığı "ibra" belgesinde davacının toplam borcunun belirlendiği ve senede bağlı borcu ayrıldıktan sonra bakiye borç için senet alındığı anlaşılmasına göre, davacının senede bağlı bir borcu bulunmadığı yönündeki iddiasının kabulünün mümkün bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın ONANMASINA, davalı vekili tebligata rağmen gelmediğinden duruşma vekillik ücreti takdirine yer olamadığına, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 09.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy