(6762 S. K. m. 1268)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 04.07.2002 tarih ve 1999/187-2001/382 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlene 29.04.2003 günde davacı avukatı ile davalı avukatı gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket ile tüm nakliyat rizikolarının teminat altına alınması amacıyla sigorta sözleşmesi imzalandığını, poliçe teminat süresi içinde Almanya'dan ithal edilen Turbo Jeneratörün Bremen/İstanbul taşımasının gemi ile İstanbul/Ankara taşımasının ise karayolu ile gerçekleştirildiğini, Jeneratörün Ankara ambarında gözle yapılan ve davalının eksperinin de katıldığı muayenesinde ambalaj çatlağının belirlendiğini, Jeneratörün Özbekistan'da kurulacak fabrikada kullanılacak olması nedeniyle bir sorunla karşılaşmamak amacıyla hasar testinin yapılması gerektiğini, bu amaçla jeneratörün yeniden Almanya'ya götürülmesi, muayene ücreti, taşıma ücreti vs. masraflar yapıldığını, poliçe teminatı altındaki zararın davalı şirketçe ödenmediğini ileri sürerek, 52.030.857.899 TL. masraf ve 13.397.725.082 TL. işlemiş faizin dava tarihinden itibaren en yüksek kısa vadeli ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat davasının 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılması gerektiğini, hasarın taşımanın hangi aşamasında oluştuğunun belli olmadığını, ambalaj yetersizliği nedeniyle oluşan zarardan ihracatçı firmanın sorumlu tutulması gerektiğini, hasar testinin Almanya'da yapılması zorunluluğu bulunmadığını, test raporunda da açıkça taşımadan kaynaklanan bir hasardan söz edilmediğini, karayolu ile getirilen jenaratörün havayolu ile taşıttırılmasından kaynaklanan masrafın gereksiz masraf niteliğinde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sigorta sözleşmesinden doğmuş olması nedeniyle TTK.nun 1268. maddesi gereğince zamanaşımı def'inin reddine, sigortalı emteanın Almanya'da gemiye sağlam olarak teslim edildiği, 24.11.1997 tarihinde taşımanın karayolu ayağının başlangıcı sırasında taşıyıcı firmanın ambalajı kırık olarak teslim alındığına ilişkin tutarak düzenlendiği, Almanya'da yapılan test sonucunda hasarın muhtemelen taşıma sırasında oluştuğunun belirlendiği, jeneratörün %100 çalışır durumda olup olmadığının saptanması için yapılan masrafların poliçe teminatı içinde olduğu gerekçesiyle 51.644.412.275 TL. asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak üzere 65.042.137.360 TL.nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve sigorta sözleşmesine dayalı tazminat isteminde zamanaşımı süresinin TTK.nun 1268 inci maddesi uyarınca 2 yıl olması nedeniyle davanın bu süre içinde açılmış bulunmasına, davanın ihbarının taraf işlemi olması nedeniyle karar başlığında ve içeriğinde ihbar edilenlerin gösterilmesi zorunluluğu bulunmamasına, davacının dava dilekçesindeki faize ilişkin talebinin mahkemece hükmedilen miktar kadar olmasına, yargılama sırasında fazla faiz talebinin usulünce ıslah yoluyla düzeltilmiş olmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, dava dilekçesinde tazminat miktarına reeskont oranı üzerinden temerrüt faizi yürütülmesi istenmiş olmasına rağmen, mahkemece yasal faize hükmedilmesi, taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin ticari sözleşme olduğu da gözetildiğinde doğru görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın temerrüt faizine ilişkin bölümünün HUMK.nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın hüküm fıkrasının 1 nolu bendindeki itibaren ibaresinden sonra gelmek üzere, 30.12.1999 tarihine kadar %80, bu tarihten 17.05.2002 tarihine kadar %70 ve bu tarihten itibaren de %64 ve değişen oranlar infazda nazara alınmak üzere reeskont oranı üzerinden ibaresinin eklenmesine ve yasal ibaresinin hükümden çıkarılmasına, kararın düzeltilmiş bu durumu ile ONANMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, temyiz harcı peşin alındığından davalıdan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 29.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy