(6762 S. K. m. 999) (818 S. K. m. 83)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu Asliye 2. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 09.10.2002 tarih ve 2001/389-2002/465 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.04.2003 günde davacı avukatı N. Kurtuluş ile davalı avukatı Ö. Kıvanç gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Yaşar Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkiline ait gemiyi kurtararak demirleten gemi donatanınca hizmet bedelini güvenceye alabilmek için seferden men kararı aldırıldığını, bunun üzerine davalıya başvurularak poliçe kapsamında olan kurtarma yardım ücretinin hakem kurulunca saptanıncaya kadar gemi üzerindeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılabilmesi ve yükün alıcıya teslim edilebilmesi için kendisine tahmini isabet eden 160.000 USD teminat verilerek geminin İtalya'ya olan seferine devamının sağlanması isteminin reddedildiği gibi kiracının da teminat vermekten kaçınmasına neden olunduğunu, davalının bu kötü niyetli tutumu sonucu müvekkiline ait geminin İstanbul'daki beklemeden daha sonra varma limanı olan Livarno'daki beklemeden, ekstra liman masrafı ve diğer ödemelerden dolayı 165.000 USD zarara uğrandığını, daha sonra kesinleşen hakem kararı ile de davalının 36.116 USD, kiracının 124.884 USD kurtarma yardım ücretine mahkum edildiğini ileri sürerek, 165.000 USD. nin BK. nun 83 ncü maddesine göre davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı sigorta ettirenin kurtarma yardımı ihbar ve yargılama aşamalarında müvekkiliyle birlikte hareket etmediğini, olaydan çok sonra müvekkiline başvurulduğunda müvekkilince teminat verilerek sorumluluğun yerine getirildiğini, ancak hizmet bedelindeki uyuşmazlık üzerine hakem kuruluna başvurulduğunu, nitekim hakem kararı ile kendisinden 800.000 USD istenilen müvekkilinin 36.116 USD ile sorumlu tutulduğunu ve bu meblağın hizmet veren donatana ödendiğini, ayrıca poliçenin TTK. nun 1083 ncü maddesi uyarınca iptal edilerek primin davacıya iade edildiğini bu aşamadan sonra doğacak zararlar bilinerek kötü niyetli davranmamasından doğan zararların müvekkilinden istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, sunulan ve toplanan kanıtlar ile bilirkişi raporlarına dayanılarak, dava dışı gemi tarafından davacı gemisine verilen kurtarma yardım hizmeti tamamlanıp henüz gemiye düşen garamet payının kesin olarak belirlenmediği evrede davalı sigortanın teminat vererek kendi payına düşecek müşterek avarya garame payını Instuttute Time Clapses Hulls 10.1 ve 10.2 maddesi ve York Antwerp Kuralları uyarınca garanti etmesi halinde davaya konu harcama ve masrafların yapılmayacağı, doğan zarardan davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile 140.000 USD'nin dava tarihinden olmak üzere toplam 165.000 USD'nin %7 faiziyle birlikte BK.nun 83ncü maddesine göre davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve henüz oluşan müşterek avarya paylaştırmasının sonuçlanmadığı, garameye katılım payının kesinlik kazanmadığı evrede davacı donatanın katılım payının ödeneceğine ilişkin bulunacağı taahhüde (Avarge bond) tekne sigortacısının meblağ göstermeksizin garanti vermesini (Avarage garanti) öngören Instıtute Time Clause Hulls'un 10 ncu maddesinin taraflar arasındaki sigorta sözleşmesinin cisimleştiği poliçede yapılan atıf nedeniyle bu uyuşmazlıkta da uygulanabilecek olmasına, kurtarma-yardım hizmeti verenin iddia ettiği müşterek avaryanın gemi donatanı ve sigortacısına düşen miktarı ile sonradan kesinleşen dispeç raporundaki fahiş farka karşın davalı tekne sigortacısınca meblağ içermemek kaydı ile davacı donatanın garame payını taahhütten kaçındığının sabit olması karşısında, geminin fazladan seferden men edildiği ve yükü varma yerine geç ulaştırmaktan doğan zararlardan kural olarak sorumlu olduğunun kabulüne bir isabetsizlik bulunmaması nedeniyle davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, davacının donatanı bulunduğu geminin yüklü halde Tuzla Mahkemesi'nce alınan ihtiyati tedbir kararı ile seferden men edilmesinde ve sonrasında da geminin İtalya'nın Livarno Limanı'na gecikmeyle varma arasında kusuru bulunup bulunmadığı, TTK. nun 999ncu maddesince öngörülen biçimde ortaya çıkan nakit ihtiyacını ilgililere en az zarar verecek biçimde karşılama gereğini yerine getirip getirmediği ve zararın ağırlaşmasında davacının tüm aşamalar süresince rolünün bulunup bulunmadığı gibi yönler üzerinde durulmak, davacının müterafik kusurunun bulunduğu yolundaki davalı iddialarının karşılanması gerekirken, bu yönün değerlendirilmemesi ve tartışılmadan oluşan tüm zarardan davalı tekne sigortacısının sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy