(1163 S.K. m.17) (1086 S.K. m.94,185)
Dava: Taraflar arasında görülen davada Bursa Asliye 6. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 22.04.2002 tarih ve 2000/575 - 2002/376 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.04.2003 günde davacı avukatı gelip, davalı avukatı tebliğe rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin kooperatif ortaklığından 08.11.1999 tarihinde ayrıldığını, ancak kooperatife ödediği 1.137.500.000 TL'nin iade edilmediğini ileri sürerek, bu miktarın ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, son oturumda davacı vekilinin "dava açıldıktan sonra genel kurulun daha yapılmadığı, bu nedenle davadan feragat ettiğini beyan ve imzası ile onadığı, feragatın HUMK 94. maddesi gereğince kesin hüküm sonucunu doğurduğu, vekaletnamede davadan feragat yetkisi bulunduğu gerekçesiyle feragat nedeniyle dava reddedilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatiften çıkan ortağın alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı vekilinin son oturumundaki beyanı davadan feragat niteliğinde değerlendirilerek feragat nedeniyle dava reddedilmiştir.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 17. maddesi gereğince kooperatiften çıkan ya da çıkarılan ortakların ayırma payının hesabının ne şekilde yapılacağı belirtilmiştir. Anılan yasal düzenlemeye göre ayrılma payının bilançonun genel kuruluda görüşülüp kesinleşmeyi müteakip ödenmesi gerekir. Ancak, bu hususta anasözleşme ile özel düzenleme yapılabilir. Nitekim davalı kooperatif anasözleşmesinin 15. maddesinde bu süre kesinleşmeden itibaren 1 ay olarak öngörülmüştür. Somut olayda davacının kooperatiften çıkma iradesi 08.11.1999 tarihli ihtarname ile kooperatife bildirilmiş olduğundan anılan tarihe ait bilançonun onayı 29.06.2000 tarihli genel kurulda yapılmış ve davacının alacağı da 30.07.1999 da kesinleşmiştir. Ancak, kooperatif aleyhine dava bu tarihten önce 15.06.2000 tarihinde açılmıştır.
Dosyaya sunulan Bursa 2.Ticaret Mahkemesi'nin 2001/173 Esas - 661 Karar sayılı ilamı ile de davacının eşi ve davalı kooperatifin üyesi Kadriye, aynı tarihli istifa dilekçesine dayalı olarak alacak isteminde bulunmuş ve dava, alacağın henüz muaccel olmadığı ve talep hakkı doğmadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karara dayanarak davacı vekili 22.04.2002 tarihli oturumda davanın genel kuruldan önce açıldığını, bu nedenle davadan feragat ettiğini beyan etmiş, bu beyan mahkemece davanın feragat nedeniyle reddine gerekçe oluşturmuştur.
HUMK'nun 94. maddesine göre feragat kesin hükmün tüm sonuçlarını doğrur nitelikte ise de, dosya içeriğine göre davacı vekilinin beyanını HUMK'nun 185. maddesi gereğince davayı geri alma beyanı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Daha açık anlatım ile davacı vekilinin beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde yeniden dava açma hakkı korunarak davayı takipten çekilme niteliğindedir. O halde mahkemece, erken açılmış davanın reddine karar vermek gerekirken, feragat nedeniyle red kararı verilmesi doğru görülmemiş ise de sonucu itibariyle doğru kararın onanması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın HUMK' nun 438/son maddesi gereğince değişik gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2.920.000 lira temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.04.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy