(1086 S. K. m. 193)
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 11.04.2002 tarih ve 2001/1299-2002/152 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalıların müvekkili şirketlerin oluşturdukları ve tanıttıkları dayanışma ve birlikteliğin ünvanı olan BSA ünvanı ve tescilsiz marka hakkına marka tescil başvurusu nedeniyle tecavüzünün ve müvekkillerinin BSA Yazılımcılar Birliği Birlikteliği altındaki yazılım korsanlığı karşıtı çalışmalarına iltibas oluşturularak yaratılan haksız rekabetin tespit ve men'ine, unvanlarından BSA ibaresinin terkinine, davalıların marka başvurularının tescile sonuçlanması halinde iptaline, BSA ibaresi taşıyan internet sayfasının kullanımının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacı iddialarının yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalının marka tescili henüz yapılmadığından mevsimsiz açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Davanın açıldığı Kadıköy 3. Ticaret Mahkemesi'nin 5.10.2001 tarihli kararı ile dava dosyasının (kararı temyiz edilen) mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Ne var ki, bu karar tebliğe çıkarılmamış, dolayısıyla kesinleştirilmemiş, davacı vekilinin başvurusu ile dava müzekkere ekinde mahkemece gönderilmiş, başka bir anlatımla dosya HUMK. nun 193. maddesine uygun şekilde (kararı temyiz eden) mahkemeye gelmemiştir.
Oysa dosyayı gönderen Ticaret Mahkemesi ile dosanın gönderildiği Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki, görev ilişkisi olup, belirtilen yasa maddesi hükmündeki usulün uygulanması gerekmektedir. Bu durumda dava dosyası usulüne uygun surette kendisine intikal ettirilmeyen mahkemece, dava dosyasının esas kaydına bu yönde meşruhat verilip, dosyanın görevsizlik kararı veren mahkemeye iadesine karar verilmesi gerekirken, esasa girilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
2- Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy