(6762 S. K. m. 1301) (1086 S. K. m. 9, 21, 92, 94) (YHGK. 25.12.2002 T. 2002/11-1105 E. 2002/1102 K.)
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesince verilen 13.09.2002 tarih ve 2002/597 - 2002/710 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi D. Çakıroğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların malik, sürücü ve trafik sigortacısı oldukları aracın müvekkili şirkete kasko sigortalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini ileri sürerek TTK. 1301. maddesi gereğince sigortalıya ödenen 1.221.000.000 TL. nin ödeme tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Nurettin Y. vekili, davaya kazanın meydana geldiği ve müvekkilinin ikametgahı olan Antalya Mahkemelerinde bakılması gerektiğini savunmuştur.
Davalı sigorta vekili, poliçe limitini sigortalının kusuru oranına göre ödemeyi kabul ettiklerini, dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden ve ilk celsede davayı kabul ettiklerinden yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını savunmuştur.
Diğer davalıya tebligat yapılamamıştır.
Mahkemece toplanan delillere göre, davalı Nurettin Y.ın yetki itirazının kabulüyle bu davalı yönünden mahkemenin yetkisizliğine, davalı Ömer Ö. hakkındaki dava atiye terk edildiğinden karar verilmesine yer olmadığına, davalı sigorta şirketi hakkındaki davanın, bu davalının kabulü de dikkate alınarak kısmen kabulüne, poliçe limiti 750.000.000 TL. nin daha önce temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece davalı Nurettin Y.ın yetki itirazı kabul edilerek bu davalı hakkındaki dava tefrik edilip yetkisizlik kararı verilmiş, diğer davalılar yönünden işin esasına girilerek hüküm kurulmuştur. HUMK 9/2 nci maddesinde davalı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılır. Şu kadar ki, kanunda dava sebebine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinde başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtiler veya başka delillerle anlaşılırsa mahkeme onun hakkındaki davaya ayırarak yetkisizlik kararı veriri denilmektedir. Yine aynı Yasanın 21 nci maddesinde ise haksız bir fiilden mütevellit dava o fiilin vuku bulduğu mahal mahkemesinde ikame olunabilir hükmü yer almaktadır. Anılan yasal düzenlemeler ve Hukuk Genel Kurulunun 25.12.2002 tarih ve 2002/11-1105 Esas ve 1102 Karar sayılı ilamına göre, bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı, bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Olayda davanın, davalılardan zorunlu mali sorumluluk sigortacısının bir şubeden daha yetkili oranı olan Bölge Müdürlüğünün bulunduğu İzmir'de açıldığı ve HUMK. nun 21 nci maddesindeki yetki kuralının genel yetki kuralını ortadan kaldıracak nitelikte kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki kuralı olmadığı, davacının seçimlik hakkını kullanarak davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde dava açtığı gözetilerek davalı Nurettin Y.ın yetki itirazının reddi ile bu davalı yönünden de işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3- Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde, sigortalının kusuru oranına göre poliçe limitini ödemeyi kabul ettiklerini bildirdiği ve bunun HUMK. nun 92 nci maddesi gereğince davayı kabul olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, HUMK. nun 94/2 nci maddesindeki koşulların oluşmadığı gözetilmeden davalı sigorta şirketinin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy