(7201 s. Tebligat K. m. 21) (1086 S. K. m. 73)
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Asliye 5. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 17.07.2002 tarih ve 1998/406-2002/544 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Ata Durak tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının (274.124.079) TL. tutarında kaçak elektrik kullandığını, bu hususta girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, duruşmalara katılmamış ve savunmada bulunmamıştır.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının sayaçtan geçirmeksizin kaçak elektrik kullandığı, davacı alacağının toplam (439.319.003) TL. olduğu, alacağın tarifeye bağlı hesaplanabilir nitelikte bulunduğu gerekçesiyle, anılan meblağda alacağın tespitine ve davalıdan tahsiline, davalının itirazının bu meblağla sınırlı olarak iptaline, asıl alacak üzerinden %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Tebligat Kanunu'nun 21. ve Tebligat Nizamnamesi'nin 28. maddesi uyarınca, kendisine tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebligat memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu, kapıcı gibi kimselerden veya muhtar veyahut zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek vaki olacak beyanı tebliğ mazbatasına yazıp altını imzalatması gerekir.
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya önce yukarıda belirtilen zorunluluğa uyulmadan tebliğ edilmiş, daha sonra adresinin tespit edilmemesi gerekçe gösterilerek ilan yoluyla tebliğe girişilmiş ancak gazete ilanı da yapılmamıştır. Bu durum karşısında, davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edilemez. HUMK.nun 73. maddesi uyarınca tarafların duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm verilmesi mümkün değildir. Somut olayda da, davalının savunma hakkı kısıtlanmış bulunmakla, bu davalının delilleri toplanmadan karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve kapsamına göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy