(2918 S. K. m. 109)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İzmir 6.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 07.10.2002 tarih ve sayılı 2002/40 - 2002/1070 kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Y. Arslan tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın müvekkilince satın alınarak davalıya devir zeyilnamesiyle sigorta ettirildiğini, daha sonra aracın karıştığı kazada hasarlanan karşı aracın sigortacısına müvekkilince davalı yerine hasar bedelinin ödendiğini ileri sürerek, 347.000.000 TL. nin reeskont faiziyle birlikte davalıdan rucüen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, sunulan kanıtlara ve karşı aracın kasko sigortacısınca açılan rücu davası dosya kapsamına dayanılarak, yetki ve zamanaşımı savunmalarının yerinde olmadığı, ancak, karşı araç hasar bedelini taksitlerle ödeyip faizlerin artmasında kusurlu olan davacının sadece asıl alacağı dava tarihinden itibaren isteyebileceği gerekçesiyle 133.000.000 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 2918 Sayılı KTK'nun 109/son maddesi ile tazminat yükümlüklerinin birbirlerine karşı rücu haklarının, kendi yükümlülüklerinin tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek olanı öğrendikleri tarihten başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrayacağının öngörülmesine, kaza 15.09.1999'da meydana gelmiş ise de, karşı aracın kasko sigortacısınca işbu dava tarafları aleyhine açılan rücu davasının sonuçlanmasının ardından davacının 28.02.2001 - 04.07.2001 tarihleri arasında beş taksit halinde alacak ve feri'lerinin ödenmesinden sonra 25.12.2001'de yasal süresinde açtığı davaya karşı zamanaşımı def'inin yerinde olmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizine gelince: Davacıya ait aracın zorunlu trafik sigortacısı olan davalının, kusur dağılımı ve limite göre sorumlu olduğu sabit bulunan 133.000.000 TL tutarındaki üçüncü kişiye ait aracın hasar bedelini, karşı aracın kasko sigortacısınca gösterilen 22.11.1999 tarihli iadeli taahhütlü mektuba karşın ödemeyerek 02.11.2000 tarihinde rücu davası açılmasına neden olması, bu dava sonunda davacı işletenle birlikte mahkum edildiği üçüncü kişi hasar bedelini de ödemeyerek davacının ödemek zorunda bırakılması karşısında kendi temerrüdüne bağlı olarak taksitlerde borcun faizlerinin artmasına davacı tarafça yol açılmış dahi olsa, davalı sigortanın ödemek zorunda olduğu tazminatı ödeyen davacının, asıl alacak ve ferilerinden dolayı yaptığı tüm ödemelerinden ödeme günlerinden itibaren sorumlu olduğu gözden kaçırılarak, sadece önceki davada ilama bağlanmış zarar bedelinden sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı vekiline iadesine, aşağıda yazılı bakiye 730.000 lira temyiz ilam harcının temyiz eden davalı vekilinden alınmasına, 22.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy