(4389 S. K. m. 14) (818 S. K. m. 20, 21)
Dava: Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 9. Ticaret Mahkemesi'nce verilen 15.07.2002 tarih ve 2001/583-2002/772 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Deniz Biltekin tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Gaziantep Şubesi'nde mevduat hesabı olduğunu, bu mevduatın banka nezdinde değerlendirildiğini, ancak 16.03.2001 tarihinde müvekkilinin hiçbir yazılı talimatı olmaksızın hesabından davalı tarafından 148.180.514.025.-TL. nın kesildiğini ileri sürerek, bu meblağın 16.03.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, davacının 19.02.2001 ve 14.03.2001 tarihleri arasında bankada gecelik (O/N) işlemleri yaptığını ve normalin çok üzerindeki oranda faiz aldığını, müvekkili İktisat Bankası'nın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 15.03.2001 gün ve 198 sayılı kararı ile Bankalar Kanunu'nun 14/3-4 ncü maddesi uyarınca denetim ve yönetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devir edildiğini, kamusal görev yapan Fon'un normalin üzerindeki faiz oranlarının verilmemesi yönünde uygulama yaptığını, ödemelerde İstanbul Menkul Kıymetler Borsası ortalama faizlerinin esas alındığını, bunun üzerinde gerçekleşen faizin gabin nedeniyle istenemeyeceğini, ayrıca ahlaka aykırı olduğunu, bir yılda alınabilecek faizin bir gecede alındığını savunarak, davanın reddini, karşı dava olarak ise, bankanın tenkise tabi tuttuğu kısmın BK.nun 20 ve 21 nci maddeleri uyarınca kısmi butlanla malûl olduğunun kabulü ile davacıya 148.180.514.025.-TL borçlu olunmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından asıl davanın kabulü ile 148.180.514.025.-TL faiz alacağının 16.03.2001 tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline, karşı davanın ise sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava; 19.02 - 28.02.2001 tarihleri arasında işletilen ve İMKB faiz ortalamasının üstünde olduğu için ödenmeyen mevduat hesabındaki faiz alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması gereken edimler arası dengesizliğin, hesabın açıldığı anda değil gelişen ekonomik olaylar nedeniyle sonradan doğması, müzayaka hali kabul edilse dahi sübjektif unsurunun bulunmaması, tahakkuk ettirilen faizden indirim yapılmasının açıkça sözleşmeyi sona erdirme iradesi olarak kabulünün mümkün olmaması nedeniyle; gabin ve ahlaka aykırılık sebebine, faizin hesaba aktarılarak ifa edilmesi nedeniyle; sözleşmenin uyarlanması sebebine dayanan davalı savunmasının yerinde görülmediği gerekçe gösterilerek davanın kabulü cihetine gidilmiştir.
Mahkemenin itibar ettiği bilirkişi raporu, banka kayıtları incelenmeden dosya üzerinden hazırlanmış olup piyasanın ve bankanın ekonomik durumu, o sırada uygulanan faiz oranları gibi hiçbir maddi olguyu yansıtmamaktadır.
Bunun için; davacı bankanın şube sayısı, aktif pasif durumu, ağırlıklı işlem hacmi, uygulanan faiz oranları, T.M.S.F'nun el koyduğu, bankaların dışında kalanları tarafından uygulanan faiz oranları araştırılıp tesbit edildikten sonra, dosyanın, içlerinde bankacılık ve ekonomi uzmanlarının bulunduğu bir bilirkişi kuruluna verilerek, ülkenin ve davalı bankanın içinde bulunduğu ekonomik durum gözönünde bulundurulmak, aynı ve diğer bankalardaki hesap sahipleriyle davacının koşulları karşılaştırılarak, davalı bankanın müzayaka altında olup olmadığı, tahakkuk ettirilen faizlerle diğer bankalarınki arasında bir nisbetsizlik varsa bunun oranı, repo yada mevduat hesabı tercihinin sebebi belirtilmek, davalı bankanın ödememe sebebi olarak kamu düzeni, ahlaka aykırılık ve gabin gibi nedenleri ileri sürdüğü de nazara alınarak düzenlenecek rapora göre değerlendirme yapılmak gerekirken yetersiz rapora dayanılarak hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 20.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy