(3167 s. Çek K. m. 7, 8, 13) (818 S. K. m. 44)
Taraflar arasında görülen davada Ankara Asliye 28. Hukuk Mahkemesi'nce verilen 10.04.2002 tarih ve 2002/43-2002/185 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.05.2003 günde davacı avukatı Asım Kılıç ile davalı avukatı Emel Deynekli gelip, temyiz dilekçesinin de süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraflar avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Verda Çiçekli tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin İ.... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti.nin müdürlüğünü yaptığı sırada davalı bankanın Kızılay Şubesi ile çalıştığını yüzlerce çek ödemesinde bulunduğunu sadece 29.9.2000 ve 20.04.2001 keşide tarihli iki çekinin karşılıksız çıktığını,davalı bankanın düzeltme hakkını kullanmaları için ihbarda bulunduğunu ancak davalı bankanın 7 günlük ihbar süresini beklemeden çek karnesinin iadesi için suç duyurusunda bulunduğunu,Sulh Ceza Mahkemesince müvekkiline ceza verildiğini davalı bankanın bununla yetinmeyip 3250252 No'lu çek için iki kez suç duyurusunda bulunduğu ve yine müvekkiline aynı çek nedeniyle tekrar ceza verildiğini,ancak müvekkilinin düzeltme hakkını kullanmış olması nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesince cezalarının kaldırıldığını,davalı bankanın haksız yere şikayet etmesi ve ceza alması nedeniyle müvekkilinin ticari kariyerini kaybettiğini,müdürlük görevinden ayrıldığını bundan dolayı derin bir acı ve ızdırap duyduğunu ileri sürerek,10 milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili,müvekkilinin yaptığı tüm işlemlerin yasalara uygun olduğunu savunarak,davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,taraflarca sunulan kanıtlara göre,davacı hakkında verilen cezaların daha sonra kaldırılmasına karar verilmiş ise de,davacının hakkında açılan davalara karşılıksız çek keşide etmek suretiyle kendisinin sebebiyet verdiği,Çek Kanunu'na göre çek karnelerini iade etmesi gerekirken iade etmediği,davalı bankanın yasadan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği,davacı zarara uğramış ise de,buna büyük ölçüde kendisinin sebebiyet verdiği ve kendi kusuruna dayanarak tazminat isteyemeyeceği gibi manevi tazminat unsurlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı,davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankanın haksız eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davacı vekili, yukarıda özetlendiği gibi müvekkilinin çeklerinin karşılıksız kaldığını, ancak düzeltme hakkını yasal süresi içerisinde kullandığı halde çek karnelerini iade etmemekten dolayı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza almasına sebebiyet verildiğini bundan dolayı manevi zararı oluştuğundan manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davacının karşılıksız çek keşide ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacı hakkında davalı bankaca yapılan suç duyurularının yerinde olup olmadığıdır. Karşılıksız çek keşide edenlerin yasada bir takım gerekleri yerine getirmemeleri halinde haklarında suç duyurusunda bulunulacağı öngörülmüştür. Nitekim, davalı bankaca davalıya düzeltme hakkını kullanması ve elindeki çek karnelerini iade etmesi diğer bir deyişle bu gerekleri yerine getirmesi için 3167 sayılı yasanın 7 ve 8 nci maddeleri uyarınca ihtar yapılmıştır. 3167 Sayılı yasanın 13 ncü maddesi hükmünde çek keşidecisinin belirtilen gerekleri yerine getirmemesinin suç oluşturacağı da, öngörülmüştür. Dava dosyası içeriğinden davacının ihbar süresi dolmadan düzeltme hakkını kullandığı ve fakat davalı bankanın düzeltme hakkını kullanmasına karşın davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğu gibi, yasal süre olan yedi günlük sürenin de dolmasını beklemediği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Oysa, bir güven kurumu olan davalı bankanın da işlemlerini yaparken özen yükümlülüğünü yerine getirmesi ve müşterilerinin yasal haklarını kullanmalarını beklemesi gerektiği açıktır. Bu halde mahkemece, yasal süreleri beklemeksizin belirsiz ortamı yaratarak, müşterilerin yargılanmasına sebebiyet veren davalı bankanın davranışının kusurlu ve haksız olduğu kabul edilerek, davacı lehine ve fakat kendi kusurlu davranışında B.K.nun 44ncü maddesi gereğince dikkate alınarak uygun bir manevi tazminat takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, 275.000.000.-TL duruşma vekillik ücretinin Avukatlık Ücret Tarifesi'nin 21 nci maddesi gereğince KDV'si ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy